Anasayfam Yap    Sık Kullanılanlara Ekle  

 ANASAYFA
  Şiirlerim
  Denemelerim
  Anılarım
  Din Sosyolojisi
  Spor Yorumlarım
  Siyaset/sosyalbilim Analizlerim
  Eğitim Yazılarım
  Kitap Tanıtım/Kitap Okuma Kılavuzu
  Polemik Yazılarım
  Mizah/Özlü Sözler
  Sizden Gelenler(İncelemeleriniz,Şiirleriniz)
  Mektuplar
  M.Veysel Karataş'tan Siyaset Bilim Analizleri
  Tartışma Platformu
  Okur Yorumları
  İlginç Kişilik Tahlilleri ve Testler
  Servet Kızılay'dan Analizler
  Mehmet Yöndem Şiirleri
  Prof.Dr.Yasin Aktay
  Ahmet Turhan'dan denemeler
  Yayımlanan Çalışmalarım
  İbrahim Aktay
  Betül Aktay
  etkinlik haberleri
 

[Tüm Duyurular] 

sosyoloji çalıştayı  Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünün düzenlediği ulusal sosyoloji Çalıştayı 07 Kasım Cumartesi günü Sapancada yapılacaktır / 05.11.2009
kısa duyurular  kısa duyurular burada.. / 19.06.2009
 
betül aktay :  canım abim daha güzel olabilirdi ama yinede tebrikler
 
neriman :  teşekkr ederm hocam paragraftaki ayrıntıları görmek için çok ii..
 
Enis DOĞRUSEVER-SAKARYA :  Beşte haftayım(devre) onda biter,deyimini atlamışsınız,bu haftayım lafını yıllar sonra Half time ın dilimize çevrildiğini anlayacaktım harika bir yazı
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Tophane haber
  Şairler Birliği
  vadi yayınları
  yasin aktay
  Fikir Yorum
Gezici ve Geçici Tarım İşçilerinin Dramı
Aydın Aktay ve Suat Soydemir

GİRİŞ

Sadece tarım alanlarında yaşanan bir olgu olarak gezici tarım işçiliğinden söz edildiğinde yaklaşık bir buçuk milyon işçiden söz edilebilecek bir nüfus yoğunluğu olan gezici tarım işçiliği olgusu, aslında inşaat ve orman işçiliği de dikkate alındığında yaklaşık üç- dört milyonluk bir oranı bulmaktadır.

Bu mekan değişikliklerini doğuran büyük nüfus hareketliliği karşısında ülkemizin siyasal, hukuki ve eğitim alanında oldukça yetersiz olduğu bu çalışmanın sonunda ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Gerek eğitim, barınma; gerekse sağlık ve hukuk düzenlemelerinin bu sorunlar karşısındaki zafiyetleri bir yana bu sorunlar karşısında üretilebilecek sosyal politikaların da yetersizliği bu sorunları oldukça çetrefilleştirmektedir.

Bu ailelerin ve tarım işçilerinin sorunlarını betimlerken belki de maddeler halinde sıralanacak sonu gelmeyen bir liste hazırlanabilir. Ancak bu çalışmada sadece bu ailelerin başta gelen sorunlarından birkaçı ele alınacaktır. Çünkü ilki çok kapsamlı bir çalışmanın konusu olabilir ancak.

Bunun yanında bu denli büyük bir sosyal hareketliliği doğuran temel sorunlar (kentleşme, işsizlik, ekonomik ve eğitim olanaksızlıkları, barınma sorunları, yanlış politikalar tarım siyasetinin yanlışlıkları vs. gibi bir dizi yanlışlıklar)ın bir sonucu olarak ortaya çıkan bu büyük sorun giderek daha bir çözümsüz kalmaktadır. Bu çalışmada bu sorunların genel bir panoraması yanında özellikle çocuk ve kadın işçilerin eğitim, çalışma güvenliği ve hukuki sorunları ele alınmaktadır. Çünkü bu sorunların dışındaki diğer sorunların tamamının ele alınması bir seminerin çapını oldukça aşan ve ancak çok kapsamlı bir tezin konusu olacak boyuttadır.

TÜRKİYE’DE MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLİĞİNİN BAŞLAMASININ TARİHSEL REFERANSLARI

1950’li yıllarda başlayan ve günümüze değin uzanan kırsal yaşamı derinden etkileyen dört gelişme yaşanmıştır:
1- Çok partili sisteme geçiş
2-Demokrat parti’nin iktidara gelişi
3-İlk iki gelişmenin sonucu olarak makineli tarımın gelişmesi
4-Günümüze değin uzanan tarım toplumundan kentli topluma doğru ülkenin yaşadığı değişmeler

Bu dört gelişme, Türkiye’de geleneksel üretim biçimlerini ve anlayışlarını kökten sarsmıştır. Böylelikle kentlere göç artarak Türkiye’deki yüzde otuza yetmiş olan kent nüfusu ile kırsal bölge nüfusu arasındaki fark, birincinin lehine sürekli olarak değişmiştir. Günümüzde kentli nüfus artık yüzde yetmişlere tekabül etmektedir.
Nüfus dağılımındaki bu köklü değişim beraberinde emek yoğun işçi gerektiren üretim alanlarına ve bölgelerine işçi ihtiyacı sorununu getirmiştir.

Devletin değişik zamanlarda tarımda üretimi teşvik eden bazı düzenlemelerinin de olması kırsal kesim insanından tarımda faydalanmak üzere makinelerin çok da etkili olmadığı belli iş alanlarında istihdam sağlamaya yönelik ilgi de bu gelişmeleri ve hareketliliği hızlandıran unsurların başını çekmiştir. Bu arada geleneksel üretim kanallarının ve araçlarının değişmesiyle birlikte kırsal bölgelerde ve özellikle Güney Doğu ve Doğu Anadolu bölgesinde işsizliğin de artışı ile birlikte geçim zorluklarının buna bağlı olarak artması bölgelerde bu tarz bir iş talebini doğurmuştur. Böylece her yıl yılın belli dönemlerinde ülkenin belli bölgelerine değişik tarımsal ürünlerin hasadında çalıştırılmak üzere pek çok insan belli üretim bölgelerine kabul edilmektedir.

Genel olarak gezici ve geçici tarım işçiliğinin ortaya çıkışı ve hızlanmasını başlatan süreçte etkili olduğu söylenen bu dört gelişme dışında belki de son 25 yılda en etkili olan beşinci bir gelişmeyi de dikkate almak gerekmektedir. Bu da Özal sonrası Türkiye’de olağanüstü değişikliklere neden olan bölgedeki hareketlilikle ilgili gelişmelerdir.

Aslında gezici ve geçici tarım işçiliğinin yoğunlaşması ve buna bağlı sosyal hareketliliğin hızlanmasının başlıca nedeni olarak Özal dönemi veya 12 Eylül sonrası Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da terörün yoğunluk kazanmasıyla gösterilebilir. Bölgedeki köylerin boşaltılması ve bölgede oluşan işsizlik geçici iş bulma stratejilerini hızlandırmış bunun sonucunda da günümüzdeki gezici ve geçici tarım işçiliği olgusu ortaya çıkmıştır.



Mevsimlik İşçilerin Çalışma Bölgeleri
Türkiye’de gezici tarım işçiliği, yılın belli dönemlerinde ülkenin belli bölgelerine ve belirli bir süre içinde gerçekleşen bir olgudur. Bu olgunun belli bir süre için gerçekleşmesi bunu gerçekleştiren bireyler toplamına “gezici tarım işçileri” adının verilmesine neden olmaktadır.

Emeğin yoğun olarak talep gördüğü iş alanları ve bölgelere yoğunlaşan bu nüfus hareketliliğinin ortaya çıkardığı belli başlı sorunlar ve çözümleri üzerine ve bu hareketliliğin ortaya çıkardığı araştırılmaya değer sosyolojik olaylar üzerine yoğunlaşan bu çalışmada gerek bu işçilerin davranış tarzları ve yaşayış koşulları ele alınmakta gerekse bu işçilerin gittikleri bölgelerde karşılaştığı eğitim, sağlık, kültür, ekonomi vb. sorunlar nedenleriyle ve çözüm önerileriyle birlikte ele alınmaktadır.

Yılın yedi- sekiz ayı görülen bu gezici tarım işçilerinin yatay hareketliliği bazen kalıcı bir barınmaya dönüşmekle birlikte genel olarak geçici olmaktadır.
Ailenin tüm çalışabilir üyelerinin üretime birlikte katıldığı bu üretim tarzında gidilecek yerlerin ve yapılacak işlerin seçiminde ve alınacak bedelin belirlenmesinde aracı kişilerle olacak bağlantıların kurulmasında bu ailelere “elci ya da dayı başları denilen kişiler rehberlik yapmaktadır. Bu durum gezici tarım işçilerinin aslında üretim safhasında gerek gidilecek yer gerekse çalışma koşullarının ve bedellerinin belirlenmesinde tek başlarına yetkili ve etkili olmadıklarını göstermektedir.

Her yıl Doğu ve Güneydoğu’dan Türkiye’nin çeşitli bölgelerine mevsimlik işçi akını olmaktadır. Yaz aylarında mevsimlik işçilerin bir kısmı tren yolları ile bir kısmı kendi olanakları ile fındık, mercimek, nohut toplamak için Adapazarı, Bolu ve Sivas gibi illere gitmekte, çadır gibi sağlıksız koşullarda barınmaktadırlar(30/07/2001,Milliyet).

Gezici tarım işçilerinin bu bölgelere yaptıkları göçün ne zaman gerçekleşeceğini ve ne kadar süreceğini o bölgelerin iklim koşulları ve üretilecek ürünün niteliği belirlemektedir. Tabi ki elci ve dayı başlarının yaptıkları anlaşmalar da en etkili faktörü oluşturmaktadır.

Genellikle Mayıs-Haziran aylarında başlayan bu gezici ve geçici işçi hareketleri Kasım ayının sonlarına kadar devam etmektedir.

Göç bölgeleri Çukurova Üniversitesinden Doç. Dr. Adnan Gümüş’ün yaptığı bir çalışmada şöyle belirlenmiştir:
I.Göç Bölgesi; Çukurova, İş: Bostan,sera,yer fıstığı, pamuk çapası,

II.Göç Bölgesi;Hatay;İş:Soğan,

III.Göç Bölgesi: İç Anadolu; Konya, Nevşehir, Ankara, (Bala, Polatlı, Haymana); İş. Kimyon, pancar, nohut, patates çapası,

IV.Göç Bölgesi: Karadeniz:Kocaeli-Düzce, Ordu-Giresun, İş: fındık hasadı,

V.Göç Bölgesi; Çukurova-Adana-Hatay, İş: Pamuk hasadı,

VI.Göç Bölgesi;:İç Anadolu-Ankara-Kırşehir-Kayseri-Niğde-Nevşehir, İş: Patates-pancar hasadı. (Gümüş:S; 3,Şubat 2004).

Bu çalışmada orman işçiliği yer almamıştır. Nedeni, Orman işçiliğinin tarım işçiliğinden farklı ve sadece bu işi yapan bir kaç köyü kapsıyor olmasıdır. Bu arada neredeyse ülkemizin her bölgesine erkek işçilerin rağbet ettiği inşaat sektörü de dikkate alınmamıştır çünkü bu çalışmada daha çok ailece ve toplu halde yapılan tarıma dayalı gezici ve geçici işçilik konusu ele alınmaktadır.

Ürün ve Bölge bazında bir başka tablo bu dağılımı şu şekilde göstermektedir:
Adana Çukurova: Pamuk işçiliği
Şanlıurfa-Harran: Pamuk işçiliği
Adana-Mersin: Sebze ve Narenciye Hasadı
Ege’nin çeşitli illerine: Pamuk, Üzüm, Tütün Tarımı
Doğu Karadeniz’e (Ordu, Giresun): Fındık hasadı
İç Anadolu’ya: Nohut, Sebze,, Kimyon vb. ürünler hasadı
Bolu Düzce ve Adapazarı’na: Fındık hasadı (Büke ve Çetinkaya;2009, sh;54)

GEZİCİ VE GEÇİCİ TARIM İŞÇİLERİNİN YAŞAM VE ÇALIŞMA KOŞULLARI, SORUNLARI
Bu sorunları betimleyen Özpekmezci’nin tespit ettikleri ana hatlarıyla şöyledir:
-Çadır ve çadır gruplarında yaşayan bu işçilerin bu gruplar içindeki yaşam koşulları betimlendiğinde ortaya oldukça ciddi bir tablo çıkmaktadır.(Özpekmezci;2004)

Genellikle bir çadır grubunu oluşturan üyeler hemşeriler akrabalar ve bu işte aracılık eden elçi ve dayı başlarıdır.

Genel olarak köy yolları ve anayollar üzerine kurulan bu çadırlar boş alanlara ve araziler üzerine kurulurlar. Bu bölgelerde sulama kanallarının varlığı boğulma vakalarını gündeme getirmekte ana yol yakınlarında olması da trafik kazalarını artırmaktadır.

Tarlaların içlerinde ve yakınlarında da kurulan çadır ve çadır gruplarıyla işçilerin taşınma giderleri ve güvenlik sorunları en aza indirilmeye çalışılmakta ama başka sorunların doğmasına zemin hazırlanmaktadır.

Çadırların naylon plastik malzemelerden yapılması ciddi afet durumlarına karşı büyük facialara davetiye çıkartmaktadır.

Kullanılan eşyalar daha çok taşınmaya elverişli yükte hafif eşyalardır. Elektrik yokluğu iletişim olanaklarından ve refah imkanlarından mahrumiyeti doğurmaktadır.

Yemek ve temizlik ihtiyaçları açık alanda karşılanmakta bu durum temizlik, sağlık açısından ve ahlaki sorunlar doğurmaktadır.İşverenler tarafından sağlanan imkanlarla içme suları genellikle tankerler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Çadır gruplarında genellikle herhangi bir altyapı yoktur. Tuvaletler banyolar genellikle derme çatlı koruyucular aracılığıyla topluluğun barındığı meydanlara yapılır. Sıcak su imkanı yok denecek derece de azdır ve temizlik ihtiyacı genellikle soğuk suyla karşılanmaktadır.

Çadırlar ve çadır gruplarının bu yaşamsal öneme sahip konaklama temizlik içme suları gibi ihtiyaçlar açısından elverişsizliğine ek olarak bütün doğal tehlikelere açık güvensizlik hali de bir başka sorunu oluşturmaktadır.

Çalışma şartları ve ücretlendirmelerde ise herhangi bir standardın olmaması yapılacak işin ya da üretilecek emeğin belli zamanlarla sınırlı olması bazen çalışma saatlerini 16 saate kadar çıkartmakta kadınlar ve çocuklar için bu durum adeta bir işkenceye dönmektedir.

Üretilen emek hizmetinin karşılığı olarak belirlenen bedelde çoğu zaman verilene razı olan bu işçilerin emeklerinin denetlenmesi bağımsız ve üst düzey bir otorite tarafından gerçekleştirilmediği müddetçe sömürüye açıktır işveren ve dayıbaşlarının insafına terk edilmiştir. Bu konuda acil ve gerçekçi kanuni düzenlemelerin yapılması ve yerel yönetimler eliyle de barınma sağlık imkanları açısından iyileştirmelerin yapılması elzemdir.

GENEL OLARAK RASTLANAN SORUNLAR

Aslında kırsal kesim insanlarının değişen dünyanın değiştirdiği ülkemizdeki yeni iş koşullarına ayak uydurma ve yeni iş bulma stratejilerinin bir sonucu olan bu gezici ve geçici işçilik durumu uluslar arası işçi göçünün de sebeplerindendi. Almanya’ya Fransa’ya ilk giden işçilerin amacı orda kalmak değildi ülkedeki değişime karşı geçici bir iş bulma stratejisiydi aslında ama beklendiği gibi sonuçlanmamış orası kalıcı bir mesken olmuştu onlar için. Aynı durum ülke içindeki bu geçici ve gezici nüfus hareketliliğinin sonuçlarında da görülmektedir. Geçici olarak bir bölgeye giden bu işçiler bazen orayı kalıcı bir mekana da dönüştürüyor. Bu durum şehir kimliği ve yapılaşması, kent kültürü ve eğitim, sağlık açısından pek çok sorun doğurmaktadır.

Mevsimlik olarak geçici ve gezici olarak çalışan ailelerin sosyo ekonomik ve kültürel durumlarına bakıldığı zaman söz konusu ailelerin, kalabalık ve eğitim düzeyleri oldukça düşük bireylerden oluşmuş Güneydoğu kökenli aileler olduğunu göstermektedir.

Her türlü sosyal imkandan yoksun olan bu ailelerin ekonomik durumlarının da ülke ortalamasının çok altında olduğu ve genellikle tek geçim kaynaklarının mevsimlik tarım işçiliği olduğu açığa çıkmıştır. ailelerin büyük bir çoğunluğunun gerek geçici ikamet yerinde, gerekse sürekli ikamet yerinde de ilkel şartlar altında barındıkları, gelişigüzel yapılmış çoğu iki odalı gecekondularda veya çadırlarda kaldıkları görülmüştür.

Bu ailelerin gerek barınma koşulları gerekse gittikleri bölgelerde sağlık, eğitim ve barınma olanakları açısından ve çalıştıkları iş alanlarında karşılaştıkları diğer sorunlar açısından ortalamaların çok altında oldukları ve yaşadıkları rahatlıkla gözlemlenmekle birlikte bu ailelerin ne tür sorunlarla karşılaştıkları ve ne tür sorunlar üretebilecekleri çok kapsamlı ve amaçlı bir çalışmanın konusudur.

Tarım işçilerinin yılın belli dönemlerinde ülkenin belli bölgelerine yaptıkları tarımda çalışma amaçlı göçler daha başlarken birçok sorun üretmektedir. Öncelikle bu işçilerin bu bölgelere taşınması, Taşınma şekli ve güvenliği ile gidecekleri yerlerdeki barınma olanakları vs. başlangıçta büyük bir sorundur. Tarım işçileri sadece trafik kazaları ile gündeme geliyorlar bu yüzden. En temel sorun, işçilerin açık kasa kamyonla, traktörle işe götürülmeleridir. Bu taşıma şekli nedeniyle sık sık kazalar oluyor. Onlarca işçi ölüyor.

Elçi ve dayıbaşlarının kendileri hakkında verdikleri kararlarının kaderlerine yön çizmelerini bekleyen bu modern “kunta kinteler” alabildiğine güvenliksiz taşınma olanaklarıyla bu bölgelere giderlerken nasıl bir barınma ortamıyla karşılaşacaklarını da bilememektedirler. Tek bildikleri bu geçici dönemde çok çalışmaları gerektiğidir. Elçi ve dayı başlarının insafında çıktıkları bu sonu belirsiz yolculuğun mutlu sonla bitme ihtimali yoktur aslında çünkü bilirler ki geçicidir gezici hayatları çoğunun.

Tarım işçilerinin sorunları oldukça ciddidir. Çeşitli mesleklerden insanların bir araya gelip birlikte çalışmaları gerekiyor. Türkiye’de tahminen 2,5 -3 milyon tarım işçisi var.
Ücretlerden Dayıbaşı, Elçi, Çavuş yüzde 10 komisyon alıyor. Ücretler çok düşük. Bazı bölgelerde ücreti Ziraat Odaları belirliyor. Yasal olarak Ziraat Odalarının bu hakkı yok. Tarım işçileri için yasal düzenleme bulunmuyor. İşçilerin sağlık sorunları var. Çadır alanlarında elektrik, su yok. Çadırlar bataklık, sazlık alanlara yakın kuruluyor.

Sıtma hastalığı işçiler arasında olağan hastalık. Barınma koşulları sağlıklı değil. Çalışma saatleri uzun. Eğitimsizlik, bilinçsizlik var. Tarım alanında çocuk işçiler yaygın olarak çalıştırılıyorlar. Bu alanda en büyük zorluk tarım işçilerinin gezici olmasıdır.Kadınların bu konuda en mağdur kesim olduklarını söylemeye gerek yok çünkü erkek egemen bir kültürel yapıda sadece çalışmıyorlar ayrıca çalışıyorlar ev ve çocuk yükümlülükleri buna ek olarak….

KADIN VE ÇOCUK İŞÇİLERİN SORUNLARI

İş yasasının 67.Maddesinde çalışma yaşı 15 olarak saptanmış,15 yaşından küçük çocukların çalıştırılmalarının yasak olduğu belirtilmiş, hafif işlerde 13 yaşını doldurmuş çocukların çalıştırılabileceği belirtilmiştir (Senemoğlu, S:1,2001).

İş yasasında daha çok sanayi kesiminde çalışan çocuklar dikkate alınmıştır ve bunlarla ilgili veriler bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri işçi statüsünde görülmemekte, kısa dönemler halinde çalıştıkları için kayıtlara geçmemektedirler.

Adana ilinde 1991-1996 yılları arasında uygulanan MEB ve UNİCEF işbirliğinde hazırlanan Gezici Tarım İşçi Çocuklarının Eğitimi Projesinde Ceyhan-Yüreğir-Karataş ilçelerine gelen tarım işçilerinin sürekli ikamet ettikleri yerler arasında %58 ile Şanlıurfa’nın ilk sırada,%15 in Adıyaman,%9 un Hatay,%8 inin Gaziantep,%7 sinin Diyarbakır olduğu bu proje raporunda yer almaktadır.

Bu çalışma ile ilgili 07/09/1992 tarihli raporda toplam 206 öğrenci ile eğitime başlandığı, bu etkinliğin 5 yönetici ve 8 öğretmenle yürütülerek ilköğretim müfettişleri tarafından denetlendiği belirtilmektedir.Sayıları çok net olmayan mevsimlik işçilerin 1/3 oranının 12 yaş ve altı çocuklardan oluştuğu,bu çocuklardan 0-5 yaş arası olanların barınma yerlerinde kalırken diğer çocukların tarlada ana-babalarına yardımcı oldukları açıktır.

Ailelerin çocuklarını çalıştırmalarının tek nedeni yoksulluktur. Bu ailelerin çocukları aile bütçesine katkı sağlamak için çalışmak zorunda kalmaktadırlar ve sonuçta eğitimden yoksun kalmakta, aldıkları yetersiz eğitimle eğitimin sağladığı olanaklardan yararlanamamaktadırlar (Altınbaş,S:23-24,2002).
Bunun yanında çocuklar elçi ve dayıbaşları’nın tayin ettikleri ücretlendirmeler açısından en düşük ücreti almaları yönüyle de mağdur edilmektedir. En adaletsiz ödeme çocuklara yapılmaktadır.

Tarımda gezici ve geçici olarak çalışan kadın işçilerin gerek sayıları yönünden, gerekse ekonomik yaşama sağladıkları katkılarına koşut bir biçimde önemsendikleri söylenemez. Tanım olarak .tarımsal faaliyet kollarının herhangi birinde çalışan ve karşılığında ücretini nakit, ayni veya karışık olarak alan kişiler. tarım işçisi olarak kabul edilmektedir (Turan 1975). Erkul ise; tarım işçiliğini daha somut bir biçimde tanımlamaya çalışmıştır. .Emeklerini sürekli bir biçimde başkalarına satarak, karşılığı ile geçinen bireylerdir. (Erkul 1973).

Mevsimlik işçi olarak çalışan kadınların en önemli sorunu ise çalışma koşullarındaki elverişsizlikler ve bu kadınların yasal olarak bir güvencelerinin bulunmamasıdır.

Bu yüzden kadının ev işlerinden ayrıca sorumlu olması yükünü daha da artırıyor

Türkiye’de kırsal alandaki kadın için üretim ve ev işlerinin birlikte yapılması eğitim düzeyinin ve toplumsal statünün düşüklüğü, örgütlenmenin sağlanmaması, kendisinin kullanabileceği ücretli çalışma olanaklarının bulunmaması ve başta sosyal güvenlik olmak üzere çalışma yaşamı ile ilgili yasal mevzuattaki eksiklikler önemli sorunlar olarak karşımıza çıkıyor." Kadın-erkek arasında ücretlendirmede büyük bir farklılık gözlemlemediğini belirten Gün, esas ayrımın çocuklara yapılan ödemelerde ortaya çıktığının altını çizdi.

Tarım işçilerinde erkeğin daha güçlü olduğu düşünülerek gündeliklerde çoğu zaman farklı tutumlar izlenmektedir. Halbuki işin çeşidine ve niteliğine göre kadınlar daha ön plana çıkabiliyor. Bazı işler bedensel güçtense daha fazla el beceresi gerektiriyor. Kadınlar bu işlerde çok etkin. Ancak yine de daha az ücret alıyorlar. kadınların sosyal güvencelerinin olmaması da kadının bu konudaki mağduriyet sorununu kronik hale getirmektedir.

Kadınların bu açıklarını eşlerinden ya da babalarından dolayı Sosyal Sigortalar Kurumuna (SSK) bağlı olarak ya da yeşil kartlar edinerek aşmaya çalıştıkları da gözlenmiştir. Ancak bu durum gezici ve geçici kadın işçilerin yine geçici bir çözümü olmaktadır.Aslında kalıcı çözüm için devletin ya da işverenlerin sorumluluk almaları gerekmektedir.İşçiler kendi isteklerine bağlı olarak sigorta yaptırabiliyorlar. Ama aldıkları para zaten ne kadar ki, bir de sigortaya para verebilsinler. Bunun devlet ve işveren tarafından karşılanması gerekir.

Kadınlar çoğu zaman ne kadar ücret aldıklarını bilmiyorlar. Genellikle ödemeler kadının kocasına yapılıyor. Kadınlar kendi emeklerinin karşılığını değerlendirmek için parayı ellerinde tutamıyorlar. Gezici olarak çalışan kadınlar konut sıkıntısı da çekmektedir. Bu durum evin işlerini yapma da ya da özel bir takım şeyleri eşlerin ortak yaşamasında sıkıntılar üretmede çocukların sağlıklı gelişimi açısından da sorunlar doğurmaktadır.

MEVSİMLİK İŞÇİ ÇOCUKLARININ EĞİTİM SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Mevsimlik İşçi Çocuklarının Eğitim Durumları
Eğitimin organizasyonunda gezici işçi çocuklarına yönelik mevzuat eksikliği bir hukuki boşluk doğurmaktadır. Bu sorun, bu çocukların eğitimle ilgili karşılaştıkları sorunların anlaşılmasında ve çözümlenmesinde bazı ciddi sorunlar doğurmaktadır. Bu sorunlara işaret eden Şahan, bu sorunların kaynağını eğitim alanındaki hukuki boşluğa dayandırmaktadır.(Şahan;2004)

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan insanlarımız ekonomik yetersizlikler nedeniyle nisan-kasım ayları arasında tarım işçiliği yapmak için göç etmekte, göç eden aileler ( her ailede en az 6-7 olan) çocuklarını da yanlarında götürmektedirler.

Çukurova’da 100 binlik rakamlara ulaşan mevsimlik göçmen işçiler yer almaktadır, bunların çoğunluğu Güneydoğu (Adıyaman, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa) ve Hatay kökenlidir (Gümüş, S:3, Şubat2004). Bu ailelerin çoğunluğunun geldiği köyde okul bulunmakta olup, çocuklarının bu okullarda kaydı bulunmaktadır. Okul olmayan köylerdeki çocuklar ise taşımalı eğitim, yatılı ya da pansiyonlu ilköğretim okullarında eğitimlerini sürdürmektedirler. Sorun kasım; nisan aylarında değil nisan-kasım ayları arasındaki okulun açık bulunduğu sürelerdedir. Bu sure ise yaklaşık olarak 60 günlük bir eğitim kaybına denk gelmektedir.

İlköğretim kurumları Yönetmeliği 8.Maddesinde İlköğretim okullarında ders yılı süresi 180 işgününden az olamaz denmekte, 25.Madde de ise İlköğretim kurumlarına kaydedilen zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin velileri öğrencilerin devamını sağlamakla yükümlüdürler ve okul yönetimi, milli eğitim müdürlükleri ve müfettişler, muhtarlar ve mülki amirlerinde 222 sayılı kanun gereğince çocukların okula devamını sağlamakla yükümlü oldukları belirtilmektedir.

26.Madde ilk paragrafta; İlköğretim kurumlarında okula devam zorunludur; denilmekte,28.Maddede özürlü devamsızlık halleri sayılmakta, 29.Maddede ise tarımsal çalışmalar gibi nedenlerle velisinin yazılı bildirimi üzerine, bir ders yılında en çok 15 güne kadar izin verilebileceği, özre bağlı izinlerin devamsızlıktan sayılmayacağı belirtilmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi öğrencilerin 180 gün okula devamları zorunludur, yangın,sel gibi felaketler yada hastalık dışında en çok 15 gün izinli sayılabileceği açıktır.Mevsimlik işçi çocuklarının devamsızlığı yönetmelikte tanımlanmamıştır.Ancak 30.Madde de okula geç gelen ,izinsiz okuldan, sınıftan ayrılmayı alışkanlık haline getiren öğrenciler için okul yönetimi gerekli önlemleri alır denmektir.

Görüldüğü üzere kanunlar mevzuatlar ülkemizin reel bir sorunu olan bu durumu pek de dikkate almamaktadır. Bu durum da gezici ve geçici tarım işçilerinin karşılaştığı eğitim sorunlarının çözümünü gerek hukuki gerekse eğitim açısından zorlaştırmaktadır.

Mevsimlik göç nedeniyle yaklaşık 6-8 hafta okula devam edemeyen öğrenciler devamsızlıklarının sınıfta kalmalara neden olacağından, resmi kayıtlarda gösterilmeyerek okula devamları sağlanmaya çalışılmaktadır.

Okul yöneticileri ve öğretmenler öğrenci yararını düşündüklerinden resmi kayıtlara geçmeyen devamsızlıklar bu sorunun gözden kaçmasına neden olmakta, il-ilçe düzeyinde çözüm geliştirilmesini güçleştirmektedir. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki öğrenci başarısızlığı nedenleri arasında bu sorun önemli bir yer tutmaktadır. Mevsimlik işçi olarak göç eden aileleri ile gitmek zorunda olan öğrencilerin okula geç başlayıp erken ayrıldıkları, dersleri takip etmekte. Sınıfa, okula ve derslere uyum sağlamakta zorlandıkları, bu yüzden başarılarının düştüğü (Şahan,S:46,2003) görülmektedir.

Güneydoğu (Adıyaman, Diyarbakır,Mardin,Batman,Siirt,Şırnak,Şanlıurfa)ve Hatay kökenlidir.Bu çocukların hemen hiçbiri eğitim olanağına sahip bulunmamakta,bölgede 6 ay kadar kalmalarına rağmen okula gidememektedirler.(Gümüş,S:50-52-60,2004).

Okulların açılmasıyla başlayan ilk aylarda ve kapanmasına yakın son aylarda ortaya çıkan devamsızlıkların tahmini 12 haftayı bulduğu düşünülmektedir.Bu süre180 günlük okul süresinin yaklaşık 1/3 üne denk gelmekte,8 yıllık eğitimde oldukça uzun bir süreye denk gelen devamsızlığın başarısızlığa,okuldan soğumaya ve okuldan kopmalara neden olacağı açıktır.Göç dönüşü okula yeniden kavuşan çocuk bir süre arkadaşlarına ve ders programlarına uymada güçlük çekerken aynı sorunu öğretmenler de yaşamaktadır.Bu çocuklar kendilerine sunulan eğitim hakkından sonuna dek yararlanamamaktadır. Şanlıurfa-Siverek ilçesinde öğrencilerin başarısızlık nedenlerinin tartışıldığı bir panelde bu sorun da gündeme gelmiş,mevsimlik işçiliğin başarısızlık nedenlerinden birisi olduğu vurgulanmıştır (Türkiye Gazetesi,02/10/2002),

Öğretmen ve yöneticiler öğrencinin sınıfta kalmaması için öğrenci lehine düşünerek bu nedenlere bağlı devamsızlığı kayıtlarda göstermemektedirler ancak yönetmelikte devamsız öğrenciler için yetiştirme ve tamamlayıcı kurslar açılır denilmekle birlikte açılan kurslar genel olarak okuma-yazma bilmeyenler üzerinde yoğunlaşmaktadır.Bu konuda sorunlar açıkça ortaya konulduktan sonra çözüm arayışlarına gidilmelidir.

Mevsimlik işçilerden bazıları çocuklarını çalıştıkları yörelerde barınma yerlerine yakın olan okullara göndermektedirler, fakat bu öğrencilerin de sayısı net olarak belli değildir.Okul yöneticileri okullarına gelen her çocuğu kayıt etmek zorunda olduğu halde yazışmaların uzun sürmesi,yazışmalar tamamlanmadan öğrencinin köyüne dönmesi ile bu kayıtlar da mümkün olmamaktadır.

Eğitim Sorunları için Çözüm Önerileri

Her yıl yüzlerce aile tarım işçiliği için evlerinden uzak bölgelere göç etmekte,hasat mevsimi sonunda geri dönmektedirler.Bu aileler çocuklarını da birlikte götürdüğünden bu çocukların eğitimi kesintiye uğramaktadır.Okullarına geç başlayıp erken ayrılan bu çocuklar,sınıfa ve derslere uyum sağlamakta güçlük çekmekte, sonuçta başarısız olmaktadırlar.Bu çocukların 8 yıllık eğitimden tam olarak yararlanabilmeleri için ;

1-!991-1996 yılları arasında Adana bölgesinde uygulanan Geçici Tarım İşçilerinin Eğitimi projesi gibi bir projenin yeniden uygulamaya konulması,
a)Tarım işçisi çocuklarının tespiti yapılarak okulda olup tarlada çalışmayan öğrencilerin en yakın okula devamının sağlanması,tarlada çalışanların ise dinlenme saatleri içinde,haftada bir kaç tam gün,yada her gün belirli saatlerde en yakın okula taşınarak seviyelerine uygun sınıflarda eğitim alması,

b)Tarım işçisi çocuklarının ekonomik getirileri kadar ücretin ailelere ödenerek öğrencilerin en yakın okullara taşınarak normal eğitimlerini sürdürmeleri,

c)Aynı şekilde ödeme yapılarak 4-8 sınıf arası olan çocukların yatılı yada pansiyonlu ilköğretim okullarına gönderilmesi ,çalışma mevsimi süresince yada isteyenlerin kış dönemini de bu okullarda geçirmelerinin sağlanması,

2-Mevsimlik işçiliğin yoğun olduğu bölgelerde geç gelen öğrenciler için hafta sonu ve tatillerde ek derslerin yapılması, okulların bu bölgelerde geç açılıp erken kapatılması,açık olduğu günlerde 180 iş gününü tamamlayıcı ek ders ve kursların açılması,
3-Mevsimlik işçilerin çalışma bölgelerinde çadır v,s gibi geçici mekanlarda okul açılması, buralarda gezici öğretmenler görevlendirilmesi,

4-Gezici Eğitim otobüsleri düzenlenerek bir kaç yerleşim yerini aynı günde dolaşarak eğitim vermesi gibi önlemler uygulamaya konulması,

5-Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki gezici tarım işçi çocuklarına özel bir okul kimliği ve numarası verilmesi, internette özel bir bölümde yayınlanarak her okulun bu öğrencileri, onlarla ilgili bilgilerin girilmesi, izlemesinin kolaylaştırılması gerekmektedir.

6- Okula devam eden çocukların daha çok tarlada işgücü olarak yararlanılamayan 6-8 yaş arası çocuklar olduğu düşünülmektedir.Asıl sorun elde net kesin verilerin olmayışıdır.Bu da sorunun ortaya konup çözüm aranmasını güçleştirmektedir. Bu öğrencilerin kayıtları, eğitim durumları ile ilgili yeni yasal düzenlemelere gitmek gerekmektedir. MEB ve UNICEF in 1991-1996 yılları arasını kapsayan 5 yılık sürede uygulanan eğitim başarılı olmuş, ancak sürdürülmemiştir. Yeni bölgesel çözümler üretilerek uygulamaya geçilmelidir.(Resmi Gazete,1991)

7-Gerek eğitim gerekse çalışma açısından hukuki mevzuatın ülke gerçeklerine uygun olarak yeniden ele alınması ve düzenlenmesi gerekmektedir.

GEZİCİ VE GEÇİCİ TARIM İŞÇİLERİNİN KARŞI KARŞIYA BULUNDUĞU SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN YAPILABİLECEK ÇALIŞMALAR

Uluslar arsı çalışma örgütünün (İLO) Türkiye temsilciliğinin 2002 yılında hazırlamış olduğu raporda gezici ve geçici tarım işçileri için şu önerilerde bulunmaktadır.

*Gezici tarım işçilerinin barınma koşullarını iyileştiren düzenlemelerin gerçekleştirilmesi
sağlanmalı, ilkel çadır koşullarında yaşayan ve dıştan gelecek her türlü tehlikelere açık olan
yaşam biçimi görüntüsü giderilmelidir. İşçilerin yerleşecekleri alanlarda elektrik, su, tuvalet, banyo gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak altyapı koşullarının sağlanması ve bunları kapsayan yapıların yapılması gerekmektedir.
* Gezici tarım işçileri genellikle kendi çabaları ve/veya aracılar vasıtasıyla iş bulabilmektedir. Halbuki, bu konuda Türkiye İş Kurumunun, tarım ve Köy işleri Bakanlığının sorumluluğunun bulunması gerekir. Bunun için, işgücüne yoğun gereksinim gösteren dönemlerde (il,ilçe ve yörelerde) .çalışma büroları. kurulmalıdır. Böylece, işgücünün arz ve talepleri buluşturulabilir ve sistemli bir organizasyon gerçekleştirilebilir.

* Gezici tarım işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş güvenliği alanlarında
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO).nun belirlediği .Tarım İşlerinde İşçi Sağlığı ve Güvenliği Uygulama Kılavuzunun kadın istihdamı, çevre ve hijyenik koşullar, beslenme ve barınma yerlerinin bakımı ile ilgili esaslara uymak için gerekli önlemlerin hemen alınması gerekir. Bu aynı zamanda, Türkiye’nin imzalamış olduğu Avrupa Sosyal Şartının Adil Çalışma Koşulları. ve .Adil Bir Ücret Hakkı konusundaki taahhütlerin de bir gereğidir.

* Sosyal güvence sorunu, mevcut sorunlar içinde en önemlisidir. Uzun yıllardır tarım işçileri
diğer işçilere göre, ihmal edilmiş olup, bu işçilerin sosyal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Yeter geliri elde edemedikleri için emeğini arz eden bu kişilerin, işlerin süreksizliği nedeniyle sosyal güvenceden yoksun bırakılmaması gerekmektedir. Tarım işçisinin sigortalı olması halinde sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için işverenin bir
yılda en az 120 gün prim ödemesi gerekmektedir. Ancak, gezici tarım işçilerinin büyük
çoğunluğu bu kadar süre çalışmamakta ve bu nedenle de bu güvenceden yararlanamamaktadır. Hiç olmazsa ödenen primlerden 120 güne ulaşmak için kalan primlerin işçilerce ödenmesini özendirici önlemler alınmalıdır.

* Ücret tespiti konusunda, bütün illerde "ücret tespit komisyonları" oluşturulmalı ve bu komisyonlara işçi temsilcilerinin de katılımı sağlanmalıdır. Aksi durumda, işçi tamamen işverenin ve aracıların insafına terk edilmektedir. Diğer yandan tarım işçiliğinde çalışma süreleri, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanlara göre fazla, buna karşılık gelir düzeyleri daha düşüktür. Gerek çapa ve gerekse hasat ücretleri belirlenirken fazla çalışmayı telafi edecek ücret düzeyi de ayrıca belirlenmelidir.

* Açık havada ve geniş alanlarda sürdürülen tarımsal faaliyetler sırasında sağlık hizmetlerinin sunumu önem taşımaktadır. Fakat, bu konuda tarım işçileri zor koşullarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bunun giderilmesi için; gezici ekiplerle temel sağlık hizmetlerini veren birimlerin oluşturulması ve bunların aktif hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, işçilere ve işverenlere akrep-yılan sokmalarına ve zehirlenmelere karşı ilk yardım konusunda bilgi verilmesi ve işverenlerin de ecza deposu bulundurması için önlem alınmalıdır.
* Tarım işçiliğinden dolayı eğitimlerini alamayan veya yarıda bırakan çocuklara geldikleri yörelerde yatılı okullarda veya diğer eğitim kurumlarında olanak sağlanması, kadınların ve kız çocukların eğitimini engelleyen tutum ve davranışların değiştirilmesi yönünde eğitim programlarının hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

* Gezici tarım işçileri genelde beraberinde getirdikleri yiyecekleri tüketmektedir. Yetersiz beslenmeyle ilgili sorunları, yaşadıkları yörelerdeki hayat şartlarını iyileştirici önlemlerle önemli ölçüde giderilebilir. Ancak mevcut üretim imkanlarını daha iyi değerlendirmelerini sağlayacak teknik kurslar ile işçilerin çalıştıkları yerlerde onlara asgari ölçütlerde üretim yapabilecek koşulların gerçekleştirilmesi sağlanabilir.

* Gezici tarım işçiliğinde insan hayatını tehdit eden önemli bir sorun da çalışma yerlerine ulaşım konusudur. Çoğu zaman kamyonlarla kaçak yolculuk eden işçiler trafik kazalarında kurban olabilmektedir. Bunun en önemli nedeni, otobüsle ulaşımın maliyetidir. Bu sorunun çözümü için, yerel yönetimler tarafından geçici dönemlerde ulaşım bürolarının kurularak, işçilerin maliyetine taşınması sorunun çözümünde önemli bir adım olacaktır.


Sonuç Olarak

Zorunda bırakılmışların ülkesinde çalışmaya ve göçe zorlananların gittikleri umut bölgelerinde umutsuzca bir geleceğin kaderine terk edilmeleri kabul edilemez. Medeniyetin dünyasında ve zamanında modern kunta kinteleri ifade eden bu gezici ve geçici tarım işçilerinin devletin ve yerel yönetimlerin eliyle desteklenerek denetlenmesi kaçınılmazdır ne dilenmeyi ne de suç işlemeyi tercih etmemiş emekleriyle alın terleriyle bu dünyada tutunmayı seçen bu onurlu insanların onursuzca bir yaşama mahkum edilmeleri en başta insani evrensel değerlere ve insanca yaşama bir saygısızlıktır. Bu saygısızlığın utancını sadece devlet değil bunu gündeme getirmeyen sosyal bilimciler de fazlasıyla yaşamalıdır. Bundan hareketle; işverenler ücret, barınma, çalışma koşulları, sigorta gerekleri konusunda, işçiler çalışma sorumluluğu, dayanışma, kadın-erkek ilişkileri, çocuk bakımı ve aile planlaması konusunda, Devlet ise,ülkenin sosyo-ekonomik yapısını düzeltmek, çalışma yasalarını uygulamak ve denetlemek, daha da önemlisi imza atmış olduğu Uluslararası Sözleşmeler konusunda gereğini yerine getirmek zorundadır.

Kaynakça:
AKYÜZ, Emine;Çocuk Hakları Sözleşmesinin Temel İlkeleri ;Milli Eğitim dergisi,Temmuz-Ağustos- Eylül 2001

ALTUNBAŞ,Hulusi(2002), Dünyada ve Türkiye’de çalışan Çocukların Durumu, Öğretmen Dünyası,Mayıs İstanbul

BÜKE, Atakan ve Özgür Çetinkaya (2009), Emek Yoğun Tarımsal Üretimin Mecburlar Ordusu: Türkiye’de Gezici Mevsimlik Tarım İşçileri, Doğudan Dergisi, Temmuz Ağustos, yıl2, sayı12 Ankara

Erkul, İ., 1973. Türkiye.de Ziraat İşçileri ve Bunlara İlişkin Çalışma Hukuku, Eskişehir İ.T.İ.A.Yayınları No. 1..2...16, İstanbul.

GÜMÜŞ, Adnan ve arkadaşları(2004), Çukurova Deltası Biyosfer Rezerviu Planlaması Projesi.Tanıtım Kitabı ,Adana

ÖZBEKMEZCİ Şule ve Sare SAHİL (2004) Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sosyal, Ekonomik ve
Barınmalarının Sorunlarının Analizi Gazi Üniv. Müh. Mim. Fak. Der. J. Fac. Eng. Arch. Gazi Univ.
Cilt 19, No 3, 261-274, 2004 Vol 19, No 3, 261-274,

RESMİ GAZETE - 22/10/1991-Sayı-21059 Unicef’le İmzalanan Sözleşme Metni

SENEMOĞLU,Nuray(2001), Çocuk Hakları, Çalışan Çocuklar ve Eğitim sorunları; Milli Eğitim Dergisi, Temmuz-Ağustos-Eylül

ŞAHAN Gülsün (2004) "Eğitim dışında kalmış çocukların eğitiminde sorunlar ve çözüm önerileri "paneli (3-4 aralık) Eğitim denetimi dergisi ocak Ankara

ŞAHAN,Gülsün;Şanlıurfa’nın Siverek İlçesinde Örgün Eğitimde başarının Elde Edilmesi, sh,221; Eğitim Denetimi Dergisi, Ekim 2003
TURAN, K., 1975. Türk Tarım Toplumunda Sosyal Politika Açısından .Merkez Köyler .
Projesinin Uygulama Olanakları, Ankara.

TÜRKİYE GAZETESİ, Siverek’te Eğitim Sıkıntıları;02/10/2002

Web Adresleri :
http://www.calismahayati.net
http://www.dogudan.org/Default.aspx?Ctrl=Text&IDArticle=9
http://www.bahcesel.com/forumsel/tarimsal-uyari-ikaz-ve-hatirlatmalar/9091-guneydogudan-batiya-giden-tarim-iscileri-21-a/
http://www.mmf.gazi.edu.tr/journal/2004_3/261-274.pdf
http://www.ydicagri.com/Sayilar/119/119yid_tarimiscileri.html


Eklenme Tarihi: 10.01.2010

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 25 / 217 / 273.195  

AJANS56.COM