|
|
|
| “VATAN AŞKI” MİLLİYETÇİ MİDİR YURTSEVER Mİ? |
Jurgen Habermas’ın etnik nasyonalizm’e yaptığı eleştirilerin bir benzerini yapan Viroli, “eskiden milli iktisatlar, devlet sınırları içinde açılırken şimdi artık devletler pazarların içine yerleştirilmiş durumdadır.” Diyen Habermas’ın (2008;sh.24). izinden giderek değişen dünyanın yeni yapılanma biçimine ayak uyduracak bir millet, vatan, yurttaş, vatanseverlik, milliyetçilik tanımlamaları peşindedir.
Ulusu ve ulus devletleri aşan modern dünya sistemindeki bu son değişikliklerle hem yeni değer ve birlikler yaratılmakta hem de ulusçuluk anlayışı üzerinde etkide bulunan pek çok yeni örüntüler belirlenmektedir.(Yılmaz;1994, sh.57)
Viroli, bu örüntüler arasında dolaşarak doğru bir vatan ve vatanseverlik tanımlaması peşinde koşmaktadır.
“Vatan aşkı” kitabının baş amacı da bu kavramların yeni dünya düzeninde artık gelişmeye başlayan “dünya vatandaşlığı” çerçevesinden kopmayan ama bir o kadar da vatanına düşkün ama yanlış tutku ve ihtiraslarla bunu fanatizme çevirmeyen bir yurtseverlik çerçevesi belirlemektir.
Ülke gündemimizi yıllardır belirleyen tartışma gündemlerinin baş kavramları olan vatan, millet ve bunlara duyulan bağlılıklar sevgiler; bunlar etrafındaki bağlılıkları ve retorikleri belirleyen düşünceler açısından ufuk açıcı bir içerikle yoğrulmuş bu kitapta yurtseverlik ve milliyetçiliği ayırt edici bazı hususlar ortaya konmaya çalışılmaktadır. Kimlik tartışmaları ve bunlar üzerinden yürütülen siyaset biçimlerinin anlamına ve oturdukları zeminin gerçekliğine dair işaretler içeren bu kitapta, siyaset bilimi açısından yeni kavramsallaştırma imkanlarını kazanma ihtimali de oldukça güçlüdür.
Maurizio Viroli, akademik ve halk dilinde eş anlamlı olarak kullanılan “vatan aşkı”, “milli sadakat”, “yurtseverlik”, ve “milliyetçilik” kavramlarının gerçekte belirgin olarak birbirlerinden ayırt edilebilir farklarını göstermeye çalıştığı bu eserinde bu farkın gösterilme zaruretini de güçlü bir sesle vurgulamaktadır.
Çünkü Viroli’ye göre milliyetçiliğin yurtseverliğin bir türü olarak tanınması modern milliyetçilik-yurtseverlik kavrayışının bulandırılmasını ve birbiriyle taban tabana zıt olan bu iki kavramın birbirleri yerine ikame edilmesi gibi bir sorunsal zemin doğurmaktadır.
Oysa gerek tarihi gerekse kabul ettikleri politik ilkeler ve retorikler bağlamında birbirlerinden oldukça farklı olan bu iki kavramın doğru anlaşılmadığında gerçekleşecek sosyal ve siyaset bilim alanındaki analizlerin çoğunun gerçek bir zeminden beslenme ihtimali oldukça zayıflamaktadır.
Viroli, bu eserinde yurtseverliğin cömert, kucaklayan metin örnekleri üzerinden kendisine bir yol bulmaya çalışarak özgürleştirici ve aynı zamanda farklılıkları kendi içinde yaşatmaya tahammülü olan bir kültürü besleyen ve cumhuriyet ideali olan bir anlayışa sahip yurtseverliğin izlerini arar.
Rizal’den alıntıladığı bu dizeler Viroli’nin özlemini duyduğu ve vatan aşkının sınırlarını belirleyen duygularının bir tercümesidir aslında:
“Tapındığım ülke, acıların en acısı
Sevgili Filipinler, duy son vedamı
Her şeyi sana bırakıyorum, ailemi, aşklarımı
Yolum ne kölelerin ne zorbaların barındığı
İnancın öldürmediği, Tanrının hükmetmediği memleket.” (Sh.17)
Bir paranın iki yüzü gibi olan milliyetçilik ve yurtseverlik çok farklı toplumsal tasarımlara sahiptir. Maurizio Viroli, bu kitabında yurtseverliğin milliyetçiliğe teslim edilemeyecek kadar önemli olduğunun altını özellikle çiziyor. Çünkü yurtseverlik, yurttaşların yönetime katıldığı, çoğulculuktan yana bir toplum projesinden yana olurken; milliyetçilik, farklılıkların silindiği, bunu sağlamak için de otoriter olmaktan çekinmeyen, kişi haklarını reddeden bir toplumsal yapıyı amaçlar.
Bu çalışmasında Viroli, bu iki kavramı söz konusu endişeler merkezinden hareketle yeniden tanımlamaya ve gerçek bir zeminde doğru anlaşılmasına katkı sunmaya çalışmaktadır. Viroli, ayrıca “vatan aşkı” ile bu iki kavram arasındaki bağlantıları birbirleri ile ilişkilendirerek vatanseverliği değişik vatanseverlik çeşitleri ile birlikte tanımlamaktadır.
FANATİK MİLLİYETÇİLİĞİN PANZEHİRİ OLARAK CUMHURİYETÇİ YURTSEVERLİK
Son yüzyılın sonlarında ulus devletlerin sonunu getiren siyaset bilim analizleri eşliğinde milliyetçiliğin fanatizm ile derin irtibatının menşeini bu iki kavram temelinde arkeolojik bir kazı titizliğinde bulmaya çalışan Viroli’nin buna yönelik cevabını aradığı sorular da ligi çekicidir. Örneğin, milliyetçilikle fanatizm birlikteliğinin nedenlerini sorgular bu sorulardan birinde ve bir imkan olarak yurt severliğin bu fanatizme çare olabilirliği üzerinde kafa yorar.
Viroli’nin kafasını meşgul eden bu sorunlar ise yıllardır ülke gerçekliğimizin bir parçası durumundadır.
"Vatan", "millet" sözcükleri çok kullanılmaya başlandığında ortamın gerginleştiği, şiddetin arttığı bir ülkede yaşıyoruz. Kimilerinin "vatansever" dediklerine kimleri "vatan haini" diyebiliyor. Çünkü vatan tanımları ve vatana hizmet anlayışları farklı. Benzer olansa, vatanı sevmek gereği.
Biri "kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan/.../vatan kurtulmaksa kokmuş karanlığımızdan/ben vatan hainiyim"
diyor, diğeri "Ya sev ya terk et".
Böylesi sözler ya yurtseverliğin diliyle ya da milliyetçiliğin diliyle söylenir. Bu söylentiler karşısında Viroli, şu esaslı soruyu sorar:
“Milliyetçiliğin fanatizm üretmesi engellenebilir mi?
Bugün itibariyle bu soruya iyimser bir yanıt mümkün görünmüyor. Viroli Maurizio’ya göre milliyetçilik dili ‘on sekizinci yüzyıl sonlarının Avrupa’sında bir halkın kültürel, dilsel ve etnik birliğini ve homojenliğini savunmak ya da güçlendirmek üzere biçimlendirilmiştir.’ Artık yirmi birinci yüzyıldayız. İki yüzyıl önceki homojenleşme düşüncesi ciddi olarak irtifa kaybetti. Ulus-devletler değişti.
Bu değişim olgusu karşısında bireylerin vatanla olan duygusal ve kültürel pek çok bağlarının yeniden düşünülmesinin tam da zamanıdır diyen Viroli,
Modern yüzyılda 'vatanseverliği' yorumlarken,”Vatan Aşkı” adlı kitabında, 'fanatizm'den sıyrılmış gerçek vatanseverin referansını 'şefkat' olarak vurgular.
Bu 'şefkat vatanseveri'; “Gelip geçici büyüklük, şan ve şereften, geçmişteki ya da şimdiki suçlar ve skandallardan; geçmişteki ve şimdiki acılardan ve aşağılanmalardan oluşan rengarenk bir tablo görür. Her şey onundur; kaçmak unutmak istemez. Her şeyi kabul eder ama her şeyin değeri aynı değildir ya da aynı şekilde ona ait değildir” der, ve bir imkan olarak fanatizmden sıyrılmış bir vatanseverin varlığını müjdeler.
Oysa, milliyetçiler için “millet” politik bir kurum değil, doğal bir varlıktır; bir bitki hayat bulduğu toprağa ve havaya nasıl bağlıysa insanlardan da o kadar sıkı bir bağlılık ister. Yurttaşları birbirine ve vatana bağlayan bağ birliğe duyulan dinsel bir bağdır; bireyler millet bünyesinde erimelidirler.
Kişi hakları ancak bu birlik sağlandıktan sonra ve birliğe katılanlar için söz konusu olabilir. Milliyetçiliğin, vatan aşkı, şan ve şeref arzusuyla tutuşan kahramanlık ruhuyla birleştiğinde, en iğrenç araçlarla yürütülen bir ihtiras halini alır. Bu tehlikeye dikkat çeken Rousseau "Gereğinden fazla kahraman varken, asla yeteri kadar yurttaş olmamıştır" der.
Aslında Viroli’nin özlemini duyduğu “vatansever” tipi bu şekilde bir etnik ya da dinsel bir homojenite’ye hatta coğrafi bir mekana sıkı sıkıya kökleri ile bağlı bir “vatansever” tipi değildir.
Viroli’nin vatanseveri, çevresindeki farklılıkların farkında ve kendi farklılığının da farkındalığında olan bir bireydir. Bu birey, birlikte yaşamını paylaştığı diğer insanlarla cumhuriyeti birlikte seven ve savunan ve hangi mekanda bulunursa bulunsun ait olduğu kültüre ve özgürlüğe düşkün olmayı başaran bir bireydir. Bu birey, aynı zamanda etnik veya dini kökeni ne olursa olsun vatandaş olmayı ya da Viroli’nin deyimiyle “yurttaş” olmayı başarmış bir bireydir.
HANGİ YURTSEVERLİK?(DİNSEL Mİ POLİTİK Mİ CUMHURİYETÇİ Mİ?)
Kürşat Bumin’in köşesinde aktardığı “cumhuriyetçi ruh” ile “milli bilinç” kavramları arasındaki kıyaslamasına benzer ikili bir karşıtlaştırma tarzı ile Maurizio Viroli, “Vatan Aşkı” kitabında modern öncesi düşünürlerden başlayıp Montesquieu, Rousseau ve Machiavelli'den Habermas'ın yazdıklarına uzanarak bu iki dili çözümlüyor. Sonra da "yurtseverlik", "yurttaş erdemi" gibi kavramları yeniden tanımlıyor ve içeriklendiriyor.(Bumin:2005)
Bu içeriklendirme deneyimi sonucunda ise Viroli’nin ulaştığı sonuç şudur:
Cumhuriyet, yurttaşların haklarını koruduğu ve ortak iyiye hizmet ettiği için “cumhuriyete bağlılık” ya da“vatan aşkı” rasyonel bir sevgidir. Ortak özgürlüğün düşmanlarıyla savaşırken bile yasal sınırların dışına çıkılmamalı, adaletsizliğe maruz kalan tek bir kişi olsa bile, yurttaşlar sesini yükseltmeli ve karşı koymalıdır. Yoksa tehlikeye giren kişilerin yalnızca ortak özgürlüğü değil kendi kişisel ve politik özgürlüğü olacaktır. Kısaca “vatan aşkı” Viroli’ye göre, kültür ve hayat tarzıyla ortak özgürlük ilkesine dayalı bir politik cemaat olarak cumhuriyeti sevmek anlamına gelir.
“Vatan aşkı” kitabında yer yer şiirlerle,felsefi argümanlarla, tarihten referanslarla düşüncelerini temellendirmeye çalışan Viroli, ne tür bir vatan aşkı ve nasıl bir yurtseverlik arayışı içinde olduğunu göstermeye çalışarak oldukça dağınık bir sürü metnin içinden bize kısaca yurtseverliğin milliyetçilikten farklı olduğunu hatta pek çok yurtseverlik türü olduğunu göstermeye çalışıyor. Ve Viroli, sadece tek tür bir yurtseverlik ve tek tür bir vatan aşkı biçime olumlu baktığını vurgulamaktadır.
Yurtseverliğin kolayca milliyetçiliğin indirgemeci, baskıcı ve kolayca fanatizme evrilen yönüne benzer bir tarzından söz eden Viroli aynı zamanda tek tip bir yurtseverlik düşüncesi taşımadığını gösterir bu kitabında. Dinsel, politik ve cumhuriyetçi yurtseverlik tarzlarından söz ederek her birinin iyi kötü yönlerini ortaya koymaya çalışan Viroli’nin dinsel ve politik yurtseverlikle arası yoktur.
Viroli, politik, dinsel ve cumhuriyetten söz eden yurtseverlik ayrımını yaparak tercihini sonuncusundan yana kullanır. Çünkü “dinsel” ve “politik yurtseverliği” hem kolayca milliyetçiliğe dönüşen retorikleri ve biçimleriyle ürkütücü bulur hem de özgürleşmenin önünde çok despot yapılar olarak görür. Özellikle dinsel yurtseverlik biçiminin insanları tanrı ile olan ilişki biçimine benzer bir ilişki kalıbı içinde bir “vatan aşkını” üretmesi yönü ile korkunç bulur.
Millet bağlılığını “bir halkın özgürlüğü herkese özgürlük hakkı tanıyan inanç dışında kazanılamaz ve savunulamaz” ilkesi unutulduğunda ya da ihmal edildiğinde veya çiğnendiğinde, iğrenç bir milliyetçiliğin batağına sürüklenir. Diyen Viroli, dinsel ve politik yurtseverliği de ve aynı zamanda millileştirilmiş her türlü yurtseverlik biçimlerini de lanetler.(Sh.166)
Teorik olarak savunulabilir görmekle birlikte “politik yurtseverliğin” kendi dilinden yoksun olması ve halktan kopuk milliyetçi vatan aşkı ile karıştırılabilecek hamasi bir retoriğe sahip olarak gördüğü politik dili olan yurtseverliğe karşı mesafelidir.
Viroli, “cumhuriyetçi yurtseverliği” ise geçmişten bulup çıkarmaya değer bir yurtseverlik tarzı olarak benimser. Çünkü Viroli’ye göre cumhuriyetçi ve şefkat diline sahip olarak sevgi ve güven yayan retoriği ile ve özgürleştirici eylem tarzı ile bu yurtseverlik tarzının önerdiği vatan aşkının sınırları da esnektir.
Viroli, yurtseverliğin milliyetçiliğe teslim edilemeyecek kadar önemli bir kavram olduğunun altını çizerken aynı zamanda birtakım handikaplarından da söz eder. Örneğin yurtseverlerin aşırı idealize edilen ve reel hayattan kopukluğu gösteren retoriklerinin ütopik özgürlük ve yurttaşlık ideallerinin kendilerini halktan kopardığını ve aynı zamanda bu kopukluğun yurtseverlerde reel politik yaşamın gerisinde kalmak gibi bir sonuç doğurduğunu da ekler.
“Onlar özgürlükten dem vurdular ama halk ne kastettiklerini anlamadı. Ve yurtseverler kendilerini anlatamadılar çünkü kültürel olarak haktan kopuktular. Aşırı soyut özgürlük idealleri yıktı özgürlüğü., diyen Viroli, Fransa’da “yurtsever cumhuriyetçilerin” eylem ve teori bütünlüğünü niçin kuramadıklarını uzun uzun anlatır.(Sh.120)
Viroli, “şayet bir kişinin ülkesini sevmesi ortak etnik ve dilsel özellikleri, paylaşılan bir iyi yaşam kavrayışını ya da ortak bir milli kader anlayışını sevmek demekse, böyle bir sevgi kuşkusuz ortak iyiye bağlı kalmayı sağlar. Ama aynı zamanda da bu sevgi hem içerde hem de dışarıda kültürel, ırksal ve politik farklılıklara karşı tepeden bakmayı ve hoşgörüsüz davranmayı yüreklendirir.”demektedir.(Sh.22)
Ülkeleri için kanlarını akıtmaya ama aynı zamanda da dinsel özgürlüğü, azınlık haklarını ve kültürel çoğulculuğu reddetmeye hazır bilinçli yurttaş örneklerine bolca rastlarız; ve onların yurtseverliklerinin darlığı ülkelerine duydukları sevginin dışlayıcı özelliğini yansıtır. Bu durumda yutttaşlık erdemi ya imkansız ya da tehlikeli bir hal alır.
Oysa der Viroli,”cumhuriyetçi yurtseverlikte” ihtiyaç duyulan sadece ilgi ya da sevgi değildir. Yurttaşlığın ideal olanı, doğru sevgi ve tutkulara ve kontrol edilebilir bağlılıklara sahip bir vatan aşkıdır. Bir kimsenin halkının ortak özgürlük ve iyiliğine duyduğu sevgi kolaylıkla milli sınırlar ötesine taşınabiliyor ve yurttaşlar arasında dayanışma üretiyorsa ancak makbul olan sevgi ve vatan aşkı budur, diyor Viroli.
Sonuç olarak;
Maurizio Viroli, Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan bu kitabı "Vatan Aşkı"nda yurtseverliği milliyetçilikten ayırıyor ve "yurtseverliğin, milliyetçiliğe teslim edilmeyecek kadar önemli olduğunu" vurguluyor. Milliyetçiliğin, kan, şan, şeref söyleminin karşısına kandan, kahramanlıktan arındırılmış, yalın bir yurt sevgisini koyuyor. Gerçek yurttaşların ülkesini seven, ona karşı şefkat duyan, acılarını paylaşan ve ona gözü gibi bakanlar olduğunu söylüyor. Ama bu sevginin, asla sahibini belli bir coğrafi mekana hapsetmeyen özgürleştirici bir sevgi olduğunun da altını çiziyor. Adına gerçek “vatan aşkı” dediği bu sevginin, sınırları aşan ve ülke yurttaşları arasındaki sevgi ve dayanışmayı, giderek bütünleşmeyi artıran bir sevgi olduğunu vurguluyor. Yurtseverliği, özgürlük sevdası ve saygıyla özdeşleştiriyor.
Kaynakça
Bumin. Kürşat;(12 Aralık 2005) “millet’ten söz” Yeni Şafak Gazetesi
Habermas. Jurgen;(2008) Küreselleşme ve Milli Devletlerin Akibeti, Bakış Yayınları. Sh.24 İstanbul
Viroli. Maurizio;(1997) Vatan Aşkı-Yurtseverlik ve Milliyetçilik Üzerine Bir Deneme (Çeviri: Abdullah Yılmaz) Ayrıntı Yay. İstanbul
Yılmaz. Aytekin;(1994) Etnik Ayrımcılık, sh.57 Vadi Yayınları, Ankara
Anahtar Kelimeler
Vatansever(lik), Yurtsever(lik), Milliyetçi(lik), Yurttaş(lık), Vatan(daşlık), Millet, Dinsel Yurtseverlik, Politik Yurtseverlik, Cumhuriyetçi yurtseverlik,Milliyetçi Fanatizm ve Vatan Aşkı…
|
| Eklenme Tarihi: 26.05.2009 |
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|