|
|
|
| Erich Fromm ve Sağlıklı Toplum Düşüncesi |
SOSYAL SERMAYE BAĞLAMINDA ERICH FROMM VE SAĞLIKLI TOPLUM
GİRİŞ
Sosyal Sermaye tartışmalarında bu terimi kavramsallaştırma ve sistematize etme çabalarında göze çarpan en önemli iki husustan birincisi toplumsal yapı içinde ilişkilerin, iletişim ağları ve bağlarının çok önemli olduğudur.
Fromm, “sağlıklı toplum” analizini ortaya koyarken toplumun akıl sağlığının en önemli göstergelerinden birini, bu ilişki ve iletişim bağlarının varlığı ya da yokluğuna bağlamaktadır. Özellikle “yabancılaşma” kavramına yaptığı atıflar ve modern toplumlarda bireylerin ürettiklerine bizzat dahil olamamaları ile ortaya çıkan anomik durumun ürettiği iletişim sorunlarına değinir. Fromm’ a göre, “sosyal sermaye” açısından değerlendirilebilecek ikinci husus ta toplumu oluşturan bireylerin akıl sağlığını koruyan dini, vicdani ve ahlaki değerlerin varlığını sürdürerek bir dayanışma ve yardımlaşma duygusu üretmesidir. Buna göre sevgi, güven, dayanışma gibi iletişim biçimleri toplumun akıl sağlığını olumlu anlamda sosyal bir sermayeye evrilten dinamiklerdir.
Bu çalışmada sosyal bilimler alanında yeni olan ama gittikçe önemi artan sosyal sermaye kavramının Fromm düşüncesindeki yeri gösterilmeye çalışılmaktadır.
Böylece sosyal sermaye üzerine; henüz yeterli olmayan literatürün zenginliğinin oluşmasında mütevazı bir katkı yapmayı başarmak amaçlanmaktadır.
FROMM’UN “SAĞLIKLI TOPLUM”UNDA SOSYAL SERMAYENİN İZDÜŞÜMÜ
a) Sosyal Sermaye Kavramı
Sağlıklı bir toplumu inşa edip devam ettirecek değerler ve normların tamamı, sosyal sermaye olarak tanımlanabilir. Toplumun çeşitli kurumlarında kurum içi ve kurumlar arası katılımcılık ve işbirliğinin varlığı olarak da tanımlanan sosyal sermaye, bir toplum veya takım inşa etmeyi mümkün kılan bir tutkal olup, bireyleri ortak bir gaye etrafında bir arada tutmayı sağlar. İnsanlardaki yardımseverlik, fedakârlık, emniyet ve güvenilirlik gibi değerlerin oluşması büyük ölçüde dinî ve ahlâkî eğitimle sağlandığından, sosyal sermayenin inşasında dinî ve ahlâki öğretiler birinci derecede rol oynarlar(Aydın:2001).
Sosyal sermaye; bir toplumun üretkenliğini ve sağlıklı olmasını etkileyen normlar, sosyal ağlar ve insanlar arası itibar, güven ve inanılabilirlik olarak ta tanımlanmaktadır. Sosyal bağlar, iş ve üretimdeki maliyeti azaltarak verimliliği artırabilir. Üretim ve pazarlama için gerekli koordinasyon ve işbirliğini kolaylaştırır. Sosyal sermaye, mikro ve makro ölçeklerdeki sosyal ve ekonomik gelişmenin ayrılmaz bir bileşenidir. Bir toplumun sosyal etkileşimlerinin kalitesini ve miktarını şekillendiren normlar, kurallar, ağlar, ilişkiler ve kurumların tamamını içine alır. Bu noktadan sosyal sermayenin yüksek olması, daha fazla kaynak ve imkânların mobilize edilmesini sağlar ve ortak gayelerin başarılmasını mümkün kılar (Aydın;2001).
b)Fromm’da Sosyal Sermaye’nin İzdüşümü ve Yabancılaşma Kavramı
Fromm, bu yapıtında insanın doğal yapısından hareket ederek, bugüne dek insanoğlunun tüm gereksinmelerine yanıt verebilen sağlıklı bir toplum biçimi yaratıp yaratamadığımızı araştırıyor.
Günümüz toplumlarında insanlar mutluluk içinde mi yaşamaktadırlar? Kendilerini tümüyle geliştirebilmekte, doğallıklarını hiç yitirmeden bütün isteklerini yerine getirebilmekte, özgürlük içinde sevebilmekte midirler?
Yoksa tüm sevme yetilerini yitirmiş, doğal gelişmelerini baskı altına almış, içlerinde çıkılmaz bir huzursuzluğun pençesinde kıvranarak, paramparça olmuş kişilikleriyle tam bir yabancılaşma içinde mi yaşamaktadırlar?
Dr. Fromm, bu soruları enine boyuna irdeleyerek toplumbilimin ve ruhbilimin ışığı altında incelemektedir. Sonunda da insanların her yönüyle gelişebildikleri, mutluluk içinde yaşayabildikleri, kendi ürettikleri nesnelere yabancılaşmadıkları ve doyum içinde birlikte yaşayabildikleri sağlıklı toplumları henüz kuramadığımız sonucuna vararak, bu konuda neler yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Fromm’un , özellikle “yabancılaşma” gibi bireysel mutluluk önündeki en büyük engeli oluşturan kavrama yönelik büyük bir ilgisi sezilir bu çalışmasında. Bu yüzden bu ilgiyi toplumların toplumsal bütünlüğünü ve verimliliğini artıran önemli bir kazanım olan “sosyal sermaye” tartışmalarına katkı olarak da değerlendirmek mümkündür.
Fromm’a göre; İnsanlar kendilerine ve tüm dünyaya yabancılaşmışlardır. Rekabet, başarılı olma tutkusu ve herşeye sahip olmak eğilimi, sevginin, dostluğun ve dayanışmanın önüne geçmiştir.
Her şey düşman, herkes rakip gibi görülmektedir. Tarihte en büyük tehlike, insanların “köle” olmaları iken, şimdiki tehlike insanların bir “robot” haline gelmeleridir.
Bu durumdan kurtulabilmek için, insanın gerçek ihtiyaçlarına uygun sağlıklı bir toplumsal yapının kurulması gerekiyor.
Böyle bir toplumsal yapı, insanın varoluşundan kaynaklanan ihtiyaçlara göre biçimlenmelidir. İnsanların birbirlerini sevdikleri, kardeşçe yaşadıkları ve kendilerini geliştirme fırsatlarını buldukları bir toplum düzeni, günümüz toplumlarının sonu olacak, ama aynı anda gerçek bir toplumsal düzenin doğumu anlamına gelecektir.
Bu noktada, özgürlük, eşitlik ideali temelinde kurulan SSCB’deki komünizm tecrübesi üzerine Fromm’un bu deneyimi yerden yere vuran yorumlarını hatırlamakta fayda vardır. Fromm’a göre teorik olarak bu kavramlar temelinde kurulan bu toplumsal model pratikte sağlıksız bir toplumun örneğidir. Çünkü bu toplumda da özdeşlik ve homojenite dışında bireylerinin yabancılaşması ve ben olarak ortaya çıkamamaları belirgin olarak görünmektedir.
Sağlıklı toplumun izlerini toplumlara ve onların değerler dünyasına psikanalitik bir çerçeveden bakarak süren Fromm, Freud’u aşmaya da çalışır.
“Çocukluk döneminden gelen etkiler, kişisel deneyimler ve bilinçaltına bastırılan cinsellik, kişilerin gelecekteki hayatlarını şekillendirir” diyen Freud’un bu “dar” yaklaşımını aşan ve genişleten Fromm, bilinçaltının yalnızca bastırılmış cinsel güdülerden oluşmadığını, onun üzerinde toplumsal yapının, kültürel etkilerin ve gerçek hayat şartlarının da son derece belirleyici bir rol oynadıklarını savunuyor. Fromm, bu iddiasını temellendirmek üzere psikoanalitik bir takım çözümlemelerle bunu yapmaya çalışıyor. Böylece
Bilinç düzeyine hangi izlenimlerin geleceğini belirleyen “toplumsal filtre”lerin tabular, dil, ahlak anlayışı, yaygın düşünce ve inanç gibi faktörler tarafından oluşturulduğunu; her kültürde farklı olarak ve “toplumsal bilinci” ortaya koyarak açığa çıktıklarını belirler. Bu filtre tarafından “süzülen” birçok değerli ve önemli öğenin de “toplumsal bilinçaltında” bastırılmış olarak kaldığını ekler.
Kısaca Fromm, sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir insana ulaşmak için, “toplumsal bilinçaltının” içeriğinin araştırılması ve bilince çıkarılması gerektiğini vurgulamaktadır.
c)Sevgi ve Güvene dayalı sağlıklı bir toplumun imkanı olarak anaerkil ilkeler
Yürürlükteki toplumsal yapıları feodalitenin bir uzantısı olarak gören Fromm, ataerkil yapılar olarak gördüğü toplumsal yapılara da eleştiri oklarını yöneltir.
Fromm’a göre günümüz uygarlıkları ataerkil ilkeler olan koşullu sevgi, hiyerarşik yapı, yasalar, akıl, soyut düşünceler, somut ilkeler ve itaat üzerine inşa edilmiş durumdadır. İnsanlar genellikle içinde bulundukları dönemi “tek gerçek” ve “değişmez” olarak görmeye alışmışlardır.
Ama ataerkil bir anlayışın, insanların varoluşlarına ve gerçek ihtiyaçlarına tam bir cevap veremediği açıkça ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle 18. yüzyılda karşımıza çıkan ve evrensel eşitlik, özgürlük, barış, karşılıksız sevgi, iyi insanlık, maddi esenlik, kan bağı, merhamet ve şefkat gibi nitelikler ile karakterize edilen anaerkil anlayışın da, toplumsal düzen içinde yerini almasının zamanı gelmiştir.
Ataerkil ve anaerkil ilkeler bir sentez oluşturduklarında, her iki ilke de birbirlerini renklendirirler. Bu sentezde ana sevgisi adalet ve akılcılıkla, baba sevgisi de merhamet ve eşitlikle bütünleşir.
Tam da bu noktada Fromm düşüncesinin “Sosyal Sermaye” literatürüne katkılarından söz edilebilir. Fromm’un anaerkil ilkelere (evrensel eşitlik, özgürlük, barış, sevgi, dayanışma ve güven gibi) yaptığı atıflar “Sağlıklı bir toplum” inşasına zemin oluşturan unsurları da ihtiva etmektedir. Fromm, sadece anaerkil değil aynı zamanda ataerkil ilkelerin de bunlara bir sentezle bağlanarak sağlıklı topluma zemin oluşturacağı düşüncesini de bunlara ekler.
Fromm’un “sağlıklı bir toplum” kurma hevesi ve iddiasına atfettiği önem aynı zamanda sağlıklı bir toplumun tanımını yaptığında ve kavramı sistematize ettiğinde de kendisini iyice göstermektedir.
Fromm’a göre akıl sağlığı;
“insanın sevme ve yaratma yetisiyle, klana ve toprağa olan kandaşlararası cinsel ilişki bağlarından kurtulmasıyla, insanın kendisini kendi güçlerinin öznesi ve uygulayıcısı olarak algılamasına dayanan bir özdeşlik duygusuyla, içimizdeki ve dışımızdaki gerçekliğin kavranmasıyla, başka deyişle nesnellik ve aklın geliştirilmesiyle belirlenir.”(Fromm:1982)
FROMM’UN SOSYAL SERMAYE LİTERATÜRÜNE BİR KATKISI OLARAK “SAĞLIKLI TOPLUM” İDEALİ
Bir takım olguları kavramsallaştırmanın bir yolu olarak; toplumun kolayca izah edilemeyen ortak değerlerini ve toplumların gündelik yaşamlarını belirleyen dayanışma, iletişim bağları ve kanalları gibi unsurlarını “sosyal sermaye” terimine indirgeyen sosyal bilim kuramcıları arasında anılan ilk isimler, Fransa’da Pierre Bourdieu, ABD’de James Coleman, ve Robert Putnam’dır.(1995)
Sosyal Sermaye teriminin kavramsallaştırılmasında ve sistematize edilmesinde son dönem çalışmalar arasında John Field’in “Sosyal Sermaye” kitabı da bu literatürün derli toplu bir başucu kitabı olarak değerlendirilmektedir.(Fıeld;2008)
Ancak sosyal sermaye teriminin bu gelişimine katkısı olan isimleri bunlarla sınırlandırmak mümkün değildir.’Toegueville’in Amerika ve Fransa’da Demokrasinin dinamiklerini ve gelişimini karşılaştırmalı bir biçimde “sosyal sermaye”ye dahil edilebilecek pek çok argümanla destekleyen çalışması (1946) ile Weber’in kapitalizmin dinamikleri arasında baş rolde gösterdiği meşhur “Protestan ahlakı” (1930) tezi de bu literatüre eklenebilecek başka isimler ve çalışmaları temsil etmektedir.
Fukuyama’nın “Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması”(2005) bağlamında bir sosyal sermaye unsuru olarak “Güven” kavramına yaptığı atıflar da bu literatürün zenginleşmesinde katkısı olan bir başka çalışma olarak değerlendirilebilir.
Bu çalışmada, Erich Fromm’un “Sağlıklı Toplum” kitabında yaptığı analizlerin “Sosyal Sermaye” literatürüne nasıl bir katkı suna bileceği değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Bireyin bağımsızlığına ve bütünlüğüne büyük önem veren Fromm, bireylerin toplamı olan toplumun en büyük sermayesi olarak sevgi, güven, karşılıklılık, iletişim ve dayanışmanın varlığını belirler. O’na göre “sağlıklı bir toplum”un en büyük sosyal sermayesi bu kavramlardır.
İnsan, kendisiyle başkaları arasında ilişki kurmalıdır; ama bunu, birlikte yaşama biçiminde ya da yabancılaşmış bir biçimde yaparsa, bağımsızlığını ve bütünlüğünü yitirir; zayıf kalır, acı çeker, düşmanlık duyar ya da duygusuzlaşır; ancak başkalarıyla sevgi yoluyla ilişki kurduğu zaman kendini onlarla birlikte duyar, aynı zamanda da bütünlüğünü korur (Fromm:1982).
İnsanın kendisiyle, doğayla ve diğer insanlarla iletişiminin sağlıklı olmasının yolu üretici iş yapma yoludur. Bu bilinçle girilen üretim-tüketim ilişkileri kişinin özde varoluşunu gerçek kılar. Diğer türlü kişi, kendisine ve doğaya giderek de insanlara yabancılaşır.
Fromm, “İnsanın ölmemesi için bedensel ihtiyaçlarını karşılaması şartken; delirmemesi için de varoluşunun kendine özgü koşullarından doğan temel ruhsal gereksinimleri de(sevgi, güven,iletişim vs…) doyurması şarttır.” Demektedir. Bu ihtiyaçlar doyurulmuş ama eksik kalmışsa bireylerde bunların toplamı olan toplumda da bir toplumsal nevroz halinin kaçınılmaz olacağını vurgular (Fromm;1982).
İnsanın “ben” diyebilen ayrı bir bütün olarak kendinin farkında olması onu doğayı aşan bir varlık haline getirir. Hayvan bunun ne farkındadır ne de bunu aşma çabası içindedir. İnsanın ise bu anlamda bir ruhsal ihtiyaç olarak gözüken doğayı aşarak “ben” olması kendi varoluşsal arayışının zirvesini oluşturur.
Fromm, insanın bu “ben olma” arayışını betimlerken bu arayışı engelleyen kandaşlararası cinsel ilişki adını verdiği milliyetçi ve homojenite vurgusu yapan ideolojileri Freudyen bir psikanalistik yoruma tabi tutması ilginçtir. Fromm’a göre insandaki sürü mantalitesine karşılık gelen birliktelik duygusunun pompaladığı bu ideolojik görüşler insan varoluşunun önündeki en büyük engellerdir. Fromm’a göre insanın bu doğal güdülerden sıyrılması özdeşlik duygusundan kurtularak bireyselliğe katılabilmesinin ancak evrensel kardeşlik deneyimi yaşaması ile mümkün olacaktır. “sağlıklı toplum “da bu sağlıklı bireylerin toplamı ile oluşacaktır.
BEDENSEL DEĞİL RUHSAL İHTİYAÇLARI TEMEL ALAN BİR TOPLUM İDEALİ (Sağlıklı toplum bütünleşmesine sosyal sermayenin etkisi)
Görüldüğü gibi, Fromm’un sağlıklı toplumunun temel hareket noktası bireyselliği kazanmış, varoluşunu gerçekleştirerek gereksinimlerini ve en başta ruhsal ve sosyal gereksinimlerini üst noktada doyurmuş bireyler oluşturmaktadır.
Fromm, bir toplumun sosyal sermayesini sadece siyasi, ekonomik ya da sosyal unsurlarla açıklamaz, aynı şekilde bu terimi sosyal psikolojik bir zeminde değerlendirerek, toplumsal sağlık ya da “sağlıklı toplum” modelinden hareketle insan ilişkilerini de değerlendirmenin önemini sergiliyor bu çalışmasıyla.
Yetkeci (otoriter ve veya despotik) tapınma biçimlerinin dinde, siyasette ve toplumdaki örneklerinin tarihsel ve sosyal psikolojik nedenlerinin izlerini arkeolojik bir kazı titizliği ile sürdüğü bu çalışmasında Fromm, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasının sağlıklı bir toplum üretmedeki etkisini de göstermektedir. Aslında bu vurgusuyla Fromm, bir toplumun en büyük sosyal sermayesinin bu sağlıklılık hali olduğuna da işaret etmektedir. Ancak bu sağlıklılık halinin bir toplumda ne tür bazı özelliklerle ilgili olduğunu detaylı bir şekilde ve bazı noktaları başlıklandırarak ortaya koymak çok daha önemli hale gelmektedir.
Fromm’a göre insanların gereksinimlerini sadece bedensel olarak tespit etmek sağlıksız bir toplum inşa etmenin ilk adımıdır. Cinsel devrim, alkoliklik veya insanın sadece hedonist temelli bir takım ihtiyaçlarını karşılamak üzere organize edilmiş bir toplum sağlıksız bir toplumdur. Fromm, 20. yüzyılın üretim anlayışı, sadece bu bedensel ihtiyaçları doyurmaya, iktisadi oluşum ve organizasyonlarını da sadece üretimin rasyonel ve katı işbölümü ile sağladığı için sağlıksız toplum ve onun sonucu olarak sağlıksız ilişkiler, kurumlar üretmiştir.
Bu durum, ürettiğine yabancılaşan yaşamsal varoluş gerekçesi olarak sadece bedensel gereksinimlerine bağlı bir toplumun üremesine neden olmuştur.
Fromm, 1940-1950 yılları arasını temel alan bazı araştırma sonuçlarını istatistiki veriler eşliğinde yorumlarken bu sağlıksızlığın ABD ve Avrupa ülkelerine yansıyan olumsuz yönlerini göstermektedir. Buna göre bu bölgelerdeki intihar ve şiddet olaylarının boşanma ve taciz olaylarının karşılaştırmalı yorumları ortaya konduğunda ortaya çıkan ABD ve Avrupa ülkeleri panoraması korkunç bir sağlıksız toplum portresi ortaya koymaktadır.
Fromm’a göre bu sağlıksız gidişatı engellemek ve sağlıklı toplum inşa etmek “dayanışma, ruhsal ihtiyaçlara, sevgiye, güvene ve merhamete dayalı, paylaşıma açık bir toplum” inşa edebilmek için izlenecek yol bellidir ki bu saydığı kavram ve gereksinimler “sosyal sermaye” literatürünün oldukça önemsediği unsurlardır. Fromm, bu yolu insan doğasını ve varoluş amacını tanımak olarak özetler.
Fromm’a göre modern toplumların evrensel bir gelişim süreci vardır. Feodal dönemde insanın cemaatten ayrı bir “ben” ortaya koyması mümkün değildir bu o zamanlarda bir ihtiyaç da değildir. Ancak zamanla insanın doğayı ve diğer canlıları aşma çabasının bilinç düzeyinde evrilmesiyle bir “ben” ortaya koymak gibi varoluşsal bir gereksinimi doğmuştur. İnsan bu gereksinimi şiddetle hissetmeye başladığı dönemlerde artık bir sürü ile hareket edemeyecek duruma gelmiştir. İnsan bu yüzden modern dönemlerde bile kendisini tam olarak ortaya koyamadığı üretim tüketim sosyal ve siyasi ilişkilerde bile tepkisel olmaya başlamıştır. Bu durumun yabancılaşma kavramı ile ilişkisini gerek Marx gerekse Durkheim, sosyolojik referanslarla göstermişlerdir. İnsanın bu gelişen bilinç düzeyi insanı artık 17 ve 18. yüzyılın üretimi olan sanayi toplumlarındaki homojenlik üreten, türdeşliği, özdeşliği besleyen iş bölümünün; standardize eylem biçimlerini dayatan ve insanı her şeye ilişki ve üretim biçimlerine yabancılaştıran bu yönlerine karşı tepkisel kılmıştır.
Fromm, sağlıklı ve sağlıksız toplum ayrımını yapmaya çalışırken kriterlerini, emeğine yabancılaşmış, sadece özdeşliği, sürü mantalitesini benimseyen toplumlar ile evrensel kardeşliği öne çıkartan, kandaşlığı esas almayan vatandaşların özgürlüğünü, benliğini esas alan toplumlar olarak belirlemiştir. Bu iki kriterden birincisi geleneksel(Feodal) toplumların; ikincisi ise modern toplumların özellikleridir. Bu yüzden, sağlıklı sağlıksız toplum ayrımının da dönemsel , tarihsel ve toplumsal koşullarca belirlendiğini de ekler.
Toplumsal bütünleşmenin ve üretim tüketim ilişkilerinde verimliliğin artırılması çabalarında dinin, toplumun akıl sağlığının ve vicdani birtakım değerlerin önemini vurgulayan Fromm, yabancılaşmanın bir toplumun akıl sağlığını tehdit eden yönlerine dikkat çekerek bu tehdidin zamanla insanlar arası ilişkileri ve diğer iletişim biçimlerini de olumsuz beslediğini, toplumsal bütünleşmeyi bozucu, şiddeti azdıran yönlerini de vurgular. Bu açıdan bakıldığında Fromm aslında “sosyal sermaye” açısından iletişimin, ve özgürlüğün benlik algısı yüksek bireylerin sağlıklı toplumu kurmadaki etkin işlevine vurgu yapmaktadır.
Fromm, bu vurgusuyla birlikte sağlıksız bir toplumu oluşturan bireyler toplamındaki bu yabancılaşma halinin yaygınlığının bir toplumsal nevroz üretme potansiyeli hakkında da gerekli uyarıları yapmayı ihmal etmemektedir.
Bu uyarılarını daha önce sözü edilen araştırma verileri ile desteklerken ABD, Kanada, Danimarka ve İsviçre gibi refah düzeyi yüksek toplumlardaki intihar ve şiddet olaylarındaki büyük oranları göstererek dellillendirir. Bu durumun asıl nedeninin insan ihtiyaçlarını sadece bedensel gereksinimlerle temellendiren modern iktisadi mantığın üretim-tüketim stratejisi olduğunu da defalarca tekrarlar.
Oysa der Fromm; “yapılması gereken, insanın ruhsal gereksinimlerine karşılık gelecek organizasyonlar kurmaktır.” Eğitim, dayanışma duygusu, güven kavramı temelli ve insanların yardımlaşma, iletişim imkanlarını ve duygularını besleyecek zeminler oluşturmaktır. Bunu gerçekleştirirsek ancak sağlıklı bir toplumun temeli atılacaktır.
SONUÇ
Bourdieu, Coleman ve Putnam gibi sosyal bilimcilerce geliştirilen “sosyal sermaye” teriminin kavramsallaştırılmasında Erıch Fromm’un da “sağlıklı toplum” kitabı dolayımında katkısını görme amaçlı bu çalışmanın ortaya koyduğu en kestirme sonuç; iletişim ağları ve bağlarının varlığı ve sürekliliğinin sağlıklı bir toplumun en büyük gösterenleri olduğudur. Bu yüzden iktisadi bir kavram olarak düşünülen sermaye kavramı sosyal sermaye açısından kültürel, dini ve normatif bir içerik kazanmaya Fromm’la da devam etmektedir.
Buna göre güçlü ve sağlıklı bir toplumun güven, iletişim, dayanışma, karşılıklı sevgi ve değerlerin dolaşımı olmadan ortaya çıkması beklenemez.
Sosyal sermaye tartışmaları ve çalışmaları artık şunu rahatlıkla göstermektedir ki sosyal bilimin 21. yüzyıldaki yeni yönü artık sadece pozitivist argümanlarca belirlenmemektedir. Weber’in “Protestan ruhu” nasıl “görünmeyen gizli bir el” gibi Adam Smith’in piyasasını belirlediyse toplumların sosyal sermayeleri de o toplumların geleceğini gizli bir güç olarak belirlemeye devam edecektir.
Fromm’un dediği gibi “akıl sağlığı yerinde olan” bir toplum ya da kısaca “sağlıklı toplum” bu geleceğin en güçlüsü ve belirleyicisi olacaktır.
BİR ERİCH FROMM BİYOGRAFİSİ
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri’nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi’nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih’te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
1930’lu yılların başlarında Almanya’da Nazi hareketinin güçlenmesi nedeni ile İsviçre’nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü’nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. 1934 yılında, 1938’e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York’a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği, Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi, New York Üniversitesi Bennington Koleji, Michigan Eyalet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu, 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre’de öldü.
Marxist ve sosyalist, insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm, batı kapitalizmi ve Sovyet komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm’un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir (wikipedia.org).
ESERLERİ
Özgürlükten Kaçış (1941)
Kendini Savunan İnsan / Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma (1947)
Ruh Çözümleme ve Din (1950)
Unutulmuş Dil (1951)
Sağlıklı Toplum (1955)
Sevme Sanatı (1956)
Sigmund Freud’un Kişiliği ve Etkileri (1959)
Bırakın İnsan Kazansın: Bir Sosyalist Manifesto ve Program 1960
Zen Budizm ve Ruh Çözümleme - D.T. Suzuki ve Richard de Martino ile birlikte (1960)
Marx’ın İnsan Anlayışı (1961)
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum (Yanılsama Zincirlerinin Ötesinde) Marx ve Freud’un Kıyaslanması (1962)
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı (1964)
Tanrılar Gibi Olacaksınız (1966)
Umut Devrimi (1968)
Meksika Köyünde Toplumsal Karakter - Michael Maccoby ile birlikte (1970)
Ruh Çözümlemeciliğinin Bunalımı: Freud’un Denemeleri , Marx ve Toplumsal Ruh Bilim (1970)
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (1973)
Sahip Olmak mı, Olmak mı? (1976)
Eser Listesi için kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Erich_Fromm
KAYNAKÇA
Aydın. Dr. Selim, (2001), Milletlerin Kalkınmasında Önemli Güç Kaynağı Sosyal Sermaye
Temmuz, Yıl :23 Sayı :270
Fromm. Erıch, (1982), Sağlıklı Toplum, Çev:Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever, Payel Yay. İstanbul
Fıeld. John, (2008), Sosyal Sermaye, çev:Bahar Bilgen Bayram Şen, 2. Baskı İBÜ Yay. İstanbul
Fukuyama. Francis,(2005), Güven (Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması), Çev:Ahmet Buğdaycı, İş Bankası Yay. 3.Baskı, İstanbul
Putnam, Robert, (1995), "Bowling Alone: America's Declining Social Capital," Journal of Democracy 6: 1 January
Tocqueville, Alexis, (1946), Democracy in America, London.
Weber, Max, (1930), The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism, trans. by Talcott Porsons, London: Allen & Unwin.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Erich_Fromm
|
| Eklenme Tarihi: 25.05.2009 |
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|