|
|
|
| “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha mı zordur? |
Kuantum Fiziğinin ünlü kuramcısı Albert Einstein’ın bir sözünden esinlenen bu soru Türkiye’de değişik çevrelerde ve Türk halkında söz konusu bazı önyargıları hatırlatıyor doğrusu. Aralarından bazıları bir milletin genlerinde bulunduğuna ve değişmez olduğuna bizi ikna edecek bazı düşünme tarzlarına karşı bizlerde de önyargılar oluşturmuyor değil. Bu önyargılar; tarihi, siyasi ve sportif pek çok alanda benzer tepkiler de oluşturmuyor değil. Aşağıda seçilenler bunlardan bazıları, daha da çoğaltılabilir, hayal gücünüze kalmış. Bu çalışmada söz konusu önyargıların daha çok sporla ilgisine dikkatler çekilmeye çalışılmıştır.
Tüm dünyanın Türkiye aleyhine kumpas çevirdiğini düşünen Türk insanı ile
Tüm takımların aleyhlerine çalıştığını düşünen büyük takımların yöneticilerinin önyargısı içerdikleri komplocu retorikle ne kadar da kardeş yargılar değil mi?
“Bizi AB’ye almazlar” diyen Türk insanı ile
“Bizi şampiyon yapmazlar” diyen Anadolu takımlarının önyargısı aynı kaynaktan doğmuş sanki.
Ayrıca “Araplar bizi arkadan vurdu.” veya
“Hakem bizi katletti” feryadındaki önyargılar
Her engellenme durumuna “bunlar bana takmış abi!” diye yakınan Türk insanının önyargılarına diğer örneklerdir.
“Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” diyen Türk insanı “Fenerlinin Fenerliden başka dostu yok” diye stadlarda feryad eder yeri geldiğinde.
“Ya sev ya terk et”, “Mollalar İran’a veya komünistler Moskova’ya” diye geçmişte karşı olduğu ideolojik duruşlara haykıran ve bu tarz bağlılıklara Türkiye sevicisi bir tavırla yaklaşan Türk insanı, sevmediği takıma “kümeye” “Burası Sami Yen buradan çıkış yok” diye bağırarak stat seviciliğini fetişist düzeye çıkararak bir başka platformda bu genetik özelliklerini sergiler aslında.
Her teknolojik gelişmeye “gavur yapıyor abi” diye hayretle bakan Türk insanı,
Türk takımlarının 8-0 lık geleneksel mağlubiyetlerine “bu iş bize göre değil” diyerek yaklaşıp bu önyargısı ile Batı’ya karşı nasıl da bir ezilmişlik potansiyelinin ipuçlarını veriyor değil mi?
Yakın tarihlerde Dünya üçüncüsü olan bir milli takıma sahip olduğunu unutan ve Preveze Deniz Zaferi’ni kutlayan yurdum insanının tarih yapraklarında 1950’li yıllarda kazanılan 3-1 lik Macaristan zaferine sığınmayı da ihmal etmemesi “zaferlerin, hep geçmişte bulunduğuna dair önyargısı ile ilgilidir.” Bu durum, Freud’yen bir bakış açısını hak ediyor değil mi?
Asr-ı saadet özlemleri ile içi burulmuş bir şekilde nostalji peşinde taraftarlıklarını pekiştiren, pekiştirdikçe nizamı alem özlemleri ile Osmanlıyı hatırlayıp milliyetçiliklerini de buna sos olarak katan Trabzonspor’lunun şampiyon olamayacağına dair gittikçe pekişen önyargısı ve daha önce aldığı 6 şampiyonluğu “yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı” önyargısına bağlayarak sadece Trabzonlulardan kurulu bir takımın başarılı olacağına dair önyargısı bu durumuyla başlı başına sosyal psikoloji alanında bir tez konusu olacak bir potansiyel taşımaktadır.
Türk Spor Kamuoyunda muteber kabul edilen güçlü kalemlerin; Yunanistan- Norveç gibi takımların (ki biri son Avrupa şampiyonu diğeri de her hatırı sayılır uluslar arası turnuvanın müdavimi futbol ekolleridir.) oyunlarına dudak bükerek Türkiye’nin arada aldığı galibiyet ya da tesadüfi derecelere “İşte Türk’ün gücü!” diye haykırarak düşünme önyargısı da ilginç bir provakatif performans örneğidir doğrusu. Aynı dudak bükme olayını uluslar arası siyaset alanında bazı ülkelere yaklaşımlarda da görüyoruz. Örneğin; GSMH düzeyinde ve Ekonomik anlamda üretim ve ihracat payı sıralamasında Türkiye ekonomisini üçe katlayacak başarıda ve demokratik düzeyde çok iyi bir durumda olan Malezya’ya karşı “Eyvah Malezyalılaşıyor muyuz” feryadını öne çıkaran Türk Aydınının önyargısı ile ortaya çıkan gerçekçi analiz fukaralığı kendini yeterince gösteriyor zaten.
Turkcell süper ligine, basketboluna ve de ekonomisine büyük katkı yapan Anadolu kaplanlarının bu işlevlerinden hareketle Japonya, Singapur ve Malezya gibi Uzak doğu kaplanlarına dudak bükerek bunlara küresel sermayenin ve ABD’nin doğurduğu çocuklar gözüyle bakanların ön yargısı ile Anadolu kaplanlarına “yeşil sermayeciler” yaftasını yapıştıran eski tüfek sosyalistlerin bakışlarındaki önyargılar birbirlerine ne kadar da benziyor.
Ne dersiniz “önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha mı kolaydır?”
|
| Eklenme Tarihi: 19.02.2008 |
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|