Anasayfam Yap    Sık Kullanılanlara Ekle  

 ANASAYFA
  Şiirlerim
  Denemelerim
  Anılarım
  Din Sosyolojisi
  Spor Yorumlarım
  Siyaset/sosyalbilim Analizlerim
  Eğitim Yazılarım
  Kitap Tanıtım/Kitap Okuma Kılavuzu
  Polemik Yazılarım
  Mizah/Özlü Sözler
  Sizden Gelenler(İncelemeleriniz,Şiirleriniz)
  Mektuplar
  M.Veysel Karataş'tan Siyaset Bilim Analizleri
  Tartışma Platformu
  Okur Yorumları
  İlginç Kişilik Tahlilleri ve Testler
  Servet Kızılay'dan Analizler
  Mehmet Yöndem Şiirleri
  Prof.Dr.Yasin Aktay
  Ahmet Turhan'dan denemeler
  Yayımlanan Çalışmalarım
  İbrahim Aktay
  Betül Aktay
  etkinlik haberleri
 

[Tüm Duyurular] 

sosyoloji çalıştayı  Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünün düzenlediği ulusal sosyoloji Çalıştayı 07 Kasım Cumartesi günü Sapancada yapılacaktır / 05.11.2009
kısa duyurular  kısa duyurular burada.. / 19.06.2009
 
betül aktay :  canım abim daha güzel olabilirdi ama yinede tebrikler
 
neriman :  teşekkr ederm hocam paragraftaki ayrıntıları görmek için çok ii..
 
Enis DOĞRUSEVER-SAKARYA :  Beşte haftayım(devre) onda biter,deyimini atlamışsınız,bu haftayım lafını yıllar sonra Half time ın dilimize çevrildiğini anlayacaktım harika bir yazı
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Tophane haber
  Şairler Birliği
  vadi yayınları
  yasin aktay
  Fikir Yorum
KARİYER SAVAŞLARINDA SON DURUM
Uzmanlaşma ve işbölümünün yaygınlaşmasıyla birlikte modern hayatta birey, yaşam mücadelesi içinde güçlü bir birey olarak ayakta kalmanın tek yolunu “kariyer yapmak” olarak belirlemiştir. Futbolcusundan, sanatçısına, tüccarından, öğrencisine kadar toplumdaki her bireyin ağzında “kariyer yapmak” cümlesi bir sakız gibi durmaktadır.

Artık iyi bir ev hanımı olmak, toplumda sevilen bir insan olmak, iyi bir insan olmak çok önemli değil ya da bunları belirleyen geleneksel ölçütler yerini modern kriterlere terk etmiş görünüyor.

Modern dünyada bedensel ölçeklerde belli ölçüleri tutturmuş bir iş kadını olmak( sıfır beden gibi) daha tercih edilir bir durumdur aksi taktirde lanetlenen bir büyücü gibi kadınların dışlanması mümkün kariyer arenasından, “kariyer de yaparım çocuk da” hikayelerinin bir destan şeklinde gazetelerde konu olması bu duruma bir direniş destanı olarak lanse edilmesi kadını içine düştüğü bu paradokstan kurtarma denemeleri olarak işlev görüyor.

Eğitim arenasında da durum farklı değil, daha acımasız kriterlerle belirlenen kariyer mücadelesinde sorunların şekli farklı ama mahiyeti aynı.

Öğrencilerin yetenekleri ve insanlık kalitesini ölçen eski kriterler artık geçersiz. Öğretmenlerin kanaat notları önemsenmiyor, öğrencilerin transkriptleri ve prezantable görünmeleri her şeyden önemli. Takım elbise ve kıravatın saltanatı habire güçleniyor.

KİŞİSEL GELİŞİM UZMANLARINDAN SON NUMARA:

KENDİNE GÜVEN KAZANDIRMA AYİNLERİ

İnsanlar “kendine güven” adı verilen modern insanlık kalitesini belirleyen ölçüyü “beden dili” “NLP” “kişisel gelişim” merkezlerinde tutturmaya çalışmakta birbirleriyle yarışıyor. Bu merkezlerde yapılan ayinlere harcanan büyük paralarla büyük bir endüstri oluşuyor. Balon kişiliklerin türetildiği motivasyon seminerlerine talep günden güne artıyor. İnsanlar, çocuklarını modern hayatın bu kariyer savaşlarında güçlü kılacak her numarayı yutacak delilikte bu merkezlere hücum ediyor. Gerçek sorunlarla karşılaştıklarında her biri için intihar, depresyon, yalnızlık potansiyelini taşıyan bu “kendine güven” le şişirilen balon kişiliklerin neler yapacakları bir muamma aslında. Bu konuda da modern hayat bireylerine organizasyon hizmetlerini eksiksiz yapıyor. Bedelini ödeyen her birey için psikoloji büroları, psikiyatri klinikleri ve rehabilitasyon merkezleri hizmetlere amade.

Eğitim kurumları, medya ve diğer kurumlar bireylerin yaşadıkları sorunlarla yüzleşmeleri ve baş edebilmeleri için gerekli elemanlarını konuşlandırmakta yarışıyor. Her eğitim kurumunda bireylere bu konularda hizmet veren rehber öğretmenler veya danışmanlar, birer marko paşa gibi sorunlara çözümleri ile yetişmeye çalışıyor. Başarı ve kariyer yapma yolunda bireylere sunulan 10, 20…100 altın kurallı reçeteler bazen haddi aşıyor, bireylerin artık itibar etmedikleri gösterilere dönüşüyor. Artık nefes egzersizleri, değişik terapiler gibi bireylere yeni illüzyon gösterileri sunmak gerekliliği kaçınılmaz bir hal alıyor.

Büyük bir hırsla artık lise mezununun bile bir şansının olmadığı bu mücadele arenasına çocuklarını hazırlayan anne babalar yurt içinde tükenen ümitlerini yurt dışına da büyük paralar akıtarak canlandırmanın telaşındalar. Bu günlerde bu konu ile ilgili görülen en önemli gelişme, yurt dışı eğitim danışmanlıklarının sayıca çoğalması ve insanların yurt dışına çıkma taleplerindeki artıştır. Tabi ki bu artışın arkasında Türk eğitim sisteminin bir takım dıştalayıcı tavırlarının ve ÖSYM’nin haksız katsayı standartlarının etkisi çok fazladır, özellikle meslek liselilere, başörtülülere reva görülen ayrım bir alternatif olarak yurt dışı eğitimi cazip hale getirmektedir.

HAYATINI GARANTİYE ALMAK İSTEYENLERİN SON KURBANI: ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

Ancak eğitimin sorunları sadece bunlarla sınırlı değil; değişen dünyanın değişen ihtiyaçlarına uygun bir müfredatın bir türlü hayata geçirilmemesi; öğretilen ders içeriklerinin yeni neslin ilgi ve becerilerine uymaması; test tipi öğrenme tekniklerinin hayatın her alanında neredeyse uygulanması ile çocukların her olaya çoktan seçmeli bir mantıkla cevap arama alışkanlıkları kazanmaları bu sorunlardandır.

Ayrıca ezberlenmesi istenen davranış ve ideolojik kalıplarla şekillendirilmeye çalışılan bireylerin özgür düşünme ufukları üzerinde oynanan oyunlar, yapılan hesaplar bu sorunu katmerliyor.

Değişen dünya ve değişen koşullar yeni öğrenci profilleri ve nitelikleri de getiriyor beraberinde. Artık Türk eğitim sisteminin bu değişmelere kendini ayarlaması bir zorunluluk.

Artık öğrenciler neredeyse ilköğretimin sekiz yıl kahrını çekemeyecek kadar okul öncesi eğitim imkanları, televizyon ve internet kültürünün etkisiyle okulda öğrenecekleri kof ve basit bilgileri kısa sürede öğrenmekte, öğrencilerde merak, heyecan ve hayretle bekleyecekleri yeni şeylerin tüketildiği bir eğitim sistemi sorunu doğmaktadır. Ayrıca bu duruma çok da kalifiye bir şekilde hazırlanmamış öğretmenlerin yaşadığı adaptasyon ve motivasyon sorunu da eklenebilir.

Öğretmenlik mesleğinin Türkiye’de üniversiteye hazırlanan öğrencilerin anlam dünyasındaki yerinin çoğu zaman “geleceği garanti altına almak” ve “iş garantisi sağlamak” şeklinde olması ve bu yüzden ve sadece bu amaçla öğretmenlik mesleğinin çok fazla tercih edilmesi daha derin sorunların da habercisi oluyor aslında.

Kariyer basamaklarında iyi bir yere yükselmeyi hayal eden başarılı öğrencilerin öğretmenlik mesleğini icra ederken bir tatminsizlik ve motivasyon kaybı yaşamaları yaşam kaliteleri ve ruh sağlıkları üzerinde ciddi baskılara neden olmaktadır.

İdealistlik, özveri, fedakarlık ve örneklik beklenen bu mesleğin yeni kuşak adayları daha çok bu mesleğin modern hayatta kendilerine sunacağı “hayat garantisi” olgusuna odaklandıkları için meslekleri ile aralarındaki ilişkinin negatif enerji yayacak şekilde gelişmesinin önüne geçememektedirler.

Öğretmen adaylarının bu nedenlerle öğretmenliklerinden beklenen kalite ve performansın idealistçe ortaya konamaması öğretmenliğin sadece üzerinden para kazanılan bir meslek olarak algılanması sorununu da beraberinde getiriyor.

Öğretmenlere Türkiye de biçilen değerin ve kendilerine sunulan maddi olanakların sınırlılığı ve kariyer savaşlarında bir öğretmenin öğretmenlik sonrasına ilişkin herhangi bir talebinin kalmaması durumu da giderek öğretmenlik mesleğinin saygınlığına, dinamizmine gölge düşürmekte, öğretmenin monotonlaşarak psikolojik sorunlarla da yüzleşmesine neden olmaktadır.

Türk eğitim sisteminde katsayılar ve not ortalamalarının çokça anlamlandırılması, öğrencinin geleceğinde de etkileri olacak başarı ya da başarısızlıkların temelini atmaktadır. Bu konuda iyi bir özgeçmiş(CV) sahibi olan öğrenciler artık bundan sonraki hayatlarında ne yapsalar yapsınlar kutsanmakta; başarısız öğrencilerin ise tövbe kapısı kapatılarak lanetlenmektedirler. Bir sabıka kaydı gibi peşlerinden gelen geçmişleri ile her yerde; başvurdukları sınavlarda, iş başvurularında, evliliklerinde bu durum başarısız öğrencilerin önlerinde bir sur gibi dikilmektedir.

Modern hayatın kariyer savaşları Türk eğitim sistemindeki bu yapı özellikleri nedeniyle Darvin’in “doğal sellection” adını verdiği “türlerin zayıf olanlarının, güçlülerce ayıklanması” biçiminde işlemektedir.

Zayıf, başarısız, kısa, şişman, kendine güvenmeyen, bakımsız tiplerin ve bireylerin lanetlendiği bu dünyada insan olmanın hiçbir değeri yok galiba.

Eklenme Tarihi: 23.11.2007

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 25 / 217 / 273.195  

AJANS56.COM