Anasayfam Yap    Sık Kullanılanlara Ekle  

 ANASAYFA
  Şiirlerim
  Denemelerim
  Anılarım
  Din Sosyolojisi
  Spor Yorumlarım
  Siyaset/sosyalbilim Analizlerim
  Eğitim Yazılarım
  Kitap Tanıtım/Kitap Okuma Kılavuzu
  Polemik Yazılarım
  Mizah/Özlü Sözler
  Sizden Gelenler(İncelemeleriniz,Şiirleriniz)
  Mektuplar
  M.Veysel Karataş'tan Siyaset Bilim Analizleri
  Tartışma Platformu
  Okur Yorumları
  İlginç Kişilik Tahlilleri ve Testler
  Servet Kızılay'dan Analizler
  Mehmet Yöndem Şiirleri
  Prof.Dr.Yasin Aktay
  Ahmet Turhan'dan denemeler
  Yayımlanan Çalışmalarım
  İbrahim Aktay
  Betül Aktay
  etkinlik haberleri
 

[Tüm Duyurular] 

sosyoloji çalıştayı  Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünün düzenlediği ulusal sosyoloji Çalıştayı 07 Kasım Cumartesi günü Sapancada yapılacaktır / 05.11.2009
kısa duyurular  kısa duyurular burada.. / 19.06.2009
 
betül aktay :  canım abim daha güzel olabilirdi ama yinede tebrikler
 
neriman :  teşekkr ederm hocam paragraftaki ayrıntıları görmek için çok ii..
 
Enis DOĞRUSEVER-SAKARYA :  Beşte haftayım(devre) onda biter,deyimini atlamışsınız,bu haftayım lafını yıllar sonra Half time ın dilimize çevrildiğini anlayacaktım harika bir yazı
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Tophane haber
  Şairler Birliği
  vadi yayınları
  yasin aktay
  Fikir Yorum
Ünlü Filozofların Sefaleti
Felsefenin Sefaleti

Nietzsche aseksüel yaşamasaydı, Sartre annesine bu kadar düşkün olmasaydı, Rousseau mazoşizmi bu kadar sevmeseydi, tarih daha mı farklı olurdu acaba?.

Onlar hepimizin adlarını bildiği, felsefe tarihinde birer ekol olmuş, düşünceleriyle dünyanın gidişatını değiştirenler, yani büyük düşünenler. Belki de büyük düşündükleri için büyük hata yapanlar da yine onlar. İthaki Yayınları'ndan çıkan Sıradışı Filozoflar kitabı, dünyanın en büyük felsefecilerinin en sıradan yanlarını deşifre ediyor. Kitabın yazarları Nigel Rodgers-Mel Thompson, felsefecilerin aziz ya da bilge olmalarının beklenmediğini, ancak yaşamlarının eserlerine ne kadar yansıdığını ayrıntılı bir incelemeyle okuyucuya sunuyor.Bir

1-Şiddet ve zevk düşkünü: Foucault

Düşüncelerini doğrudan doğruya pratik, hatta siyasi bir eylem olarak ortaya koyan, kitaplarının birer 'alet edevat çantası' olduğunu belirtmekten çekinmeyen Michel Foucault, bir filozofun düşündüğü gibi yaşaması gerektiğine inandı ve yaşamı bunun panoraması oldu. 20. yüzyılın Marx'ı olarak da nitelenen filozof; miyop, zeki, şiddete eğilimli ve cinsel açıdan doymak bilmez biriydi. 1984'te AIDS'ten ölene kadar Paris'in gettolarında AIDS'li siyah erkeklerle yatıp kalkmaktan hiç vazgeçmedi. En büyük zevki cinsel ilişkilerinde kırbaç kullanmaktı. Sevgilileriyle yaşadıkları 'erotik zulüm tiyatrosu' olarak nitelendi. Bir apartmanın sekizinci katına yerleşerek, başka dairelerde oturan genç erkekleri aramak için dürbün kullanmaktan hiç vazgeçmedi. Hamamlarda yaptığı zevk âlemlerini eleştirenlere ve AIDS riskini işaret edenlere şu yanıtı verdi: "Delikanlıların aşkı uğruna ölmek... Bundan daha güzel ne olabilir ki?"


2-Yahudilerden beslenen bir Yahudi karşıtı: Heidegger

Yahudi bir metres (Hannah Arendt) ve Yahudi bir akıl hocasının (Husserl) sağladıklarından faydalandıktan sonra, Yahudi karşıtı bir ideolojiyi onaylayan Heidegger, Nazizm'in Mesih peygamberi oldu. Arendt'le ilişkisinden dolayı çağdaşları tarafından, toy ve korunmasız bir öğrenciyi yatağa atan, amaçlarına uygun düştüğü zaman da terk eden 'acımasız bir yırtıcı hayvan' olarak betimlendi. Nazi Partisi saflarına geçince, öğrencileri için askeri eğitim organize etti, kamplar düzenledi. Burada öğrenciler Nazi üniforması giymeye teşvik edildi. Rektör olduğu dönemde Yahudi öğrencilerinin diploma almasını engelledi. Aynı zamanda hocası olan Husserl'in kütüphaneyi kullanmasını bile yasakladı.

3-Bir ana kuzusu: Jean Paul Sartre

1980'deki ölümünü gazetelerin, "Sartre öldü, İmza: Tanrı" başlığıyla duyurduğu, 20. yüzyılın en büyük filozofu olarak nitelendirilen Jean Paul Sartre, hayatı boyunca kadınlar tarafından suda boğulma korkusuyla yaşadı. Yaşamının son yıllarında tamamen kör olduğu dönemde, Beauvoir'la yaptığı konuşmalarda, kendisini kadınlara tamamen vermesine engel olan en önemli şeyin, annesine karşı duyduğu ensest duygular ve onun tarafından terk edilme korkusu olduğunu itiraf etti. Feminizmin önemli kuramcılarından olan sevgilisi Beauvoir'a rağmen, hayatı boyunca kadınlara obje olarak davrandı. Kendisi oldukça çirkin bir erkek olan Sartre, yakın arkadaşı Camus'ye gösterişli fiziği nedeniyle hep kin duydu.


4-Aseksüel bir frengili: Friedrich Nietzsche

'Üstün insan' kavramının yaratıcısı ve pos bıyıklarıyla akıllarda kalan ünlü filozof, aslında zayıf, yarı yarıya kör, düzenli aralıklarla tutan baş ağrıları yüzünden yataktan kalkamayan biriydi. Ağrıların sebebi, kısmen erken yaşlardan beri tekrarlayan göz problemleri ve sinüzit, kısmense psikolojikti. Erkeklere, kadınlara giderken kırbaçlarını yanlarına almayı öğütlemesine rağmen, frengi yüzünden ölmesi manidardır. Bekârlık yemini eden filozofun tek önemli gönül ilişkisi Lou Salome ile oldu; o da bir öpücükten ileriye gidemedi. Bir zamanlar, yakın arkadaşı olan besteci Wagner'le yolları ayrılınca, besteci onun hakkında çok fazla mastürbasyon yaptığı için frengiye yakalandığı söylentisini yaydı. Frengi nedeniyle aklını yitirmeden önce son yaptığı şey, sokakta kırbaçlanan bir atı kucaklamaya çalışmaktı.



5-Kadınları delirten filozof: Russell

Tarih boyunca cinsel baskıların faturasını kadınların çektiğini söylese de, Bertrand Russell'in kendi evlilikleri ibretlikti. Yaşadığı üç acı boşanma, geride kırık kalpler, dağılmış aileler bıraktı ve torunlarının hayatı bile paramparça oldu. Hayatına girdiği iki kadının ömürlerinin geri kalanını tımarhanede geçirmesine neden oldu. Oğlu John'un eşcinselliğini hiçbir zaman kabullenmedi. Çok sayıda gönül macerası ona 'felsefeci hovarda' ya da 'kirli Bertie' gibi takma adlar kazandırdı.


Kaynak: Müjgan Halis/Sabah


Eklenme Tarihi: 28.03.2007

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 16 / 56 / 273.283  

AJANS56.COM