Anasayfam Yap    Sık Kullanılanlara Ekle  

 ANASAYFA
  Şiirlerim
  Denemelerim
  Anılarım
  Din Sosyolojisi
  Spor Yorumlarım
  Siyaset/sosyalbilim Analizlerim
  Eğitim Yazılarım
  Kitap Tanıtım/Kitap Okuma Kılavuzu
  Polemik Yazılarım
  Mizah/Özlü Sözler
  Sizden Gelenler(İncelemeleriniz,Şiirleriniz)
  Mektuplar
  M.Veysel Karataş'tan Siyaset Bilim Analizleri
  Tartışma Platformu
  Okur Yorumları
  İlginç Kişilik Tahlilleri ve Testler
  Servet Kızılay'dan Analizler
  Mehmet Yöndem Şiirleri
  Prof.Dr.Yasin Aktay
  Ahmet Turhan'dan denemeler
  Yayımlanan Çalışmalarım
  İbrahim Aktay
  Betül Aktay
  etkinlik haberleri
 

[Tüm Duyurular] 

sosyoloji çalıştayı  Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünün düzenlediği ulusal sosyoloji Çalıştayı 07 Kasım Cumartesi günü Sapancada yapılacaktır / 05.11.2009
kısa duyurular  kısa duyurular burada.. / 19.06.2009
 
betül aktay :  canım abim daha güzel olabilirdi ama yinede tebrikler
 
neriman :  teşekkr ederm hocam paragraftaki ayrıntıları görmek için çok ii..
 
Enis DOĞRUSEVER-SAKARYA :  Beşte haftayım(devre) onda biter,deyimini atlamışsınız,bu haftayım lafını yıllar sonra Half time ın dilimize çevrildiğini anlayacaktım harika bir yazı
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Tophane haber
  Şairler Birliği
  vadi yayınları
  yasin aktay
  Fikir Yorum
  Bir Hurafedir Artık Kahramanlık
  Yasin Aktay/Yenişafak

Kahramanlık, bütün modernleşme serüvenine rağmen Türkiye'nin hâlen vazgeçememiş olduğu bir kültürdür. "Modernleşme serüvenine rağmen" diyoruz, çünkü modern hayat birçok değer ve unvan gibi kahramanlık değerini de elden geçirmiş ve onu tarihin derinliklerinde bırakmıştır.

Eskiden, savaş teknolojilerinin fazla gelişmemiş olduğu dönemlerde, savaşan askerin kişisel yetenekleri, cesareti ve özverili katkısı savaş esnasında insan unsuruna çok özel bir yer ayırı
18.11.2009
  Sosyologlara Kulak Vermeli
  Daha önce Türkiye'de sosyolojik bilginin önemi üzerine iki yazı yazmıştım. Türkiye'de siyasette ve bürokraside sosyolojik bilginin kullanılması ölçüsünde hem daha sağlıklı bir gelişme kaydediliyor hem de toplumsal unsurların birbirlerini daha iyi anlamaları daha çok mümkün oluyor. Toplum yönetiminde sosyologlara kulak vermek her bakımdan faydalı oluyor. Bunda kimsenin kuşkusu yok.

Buna mukabil verimi her geçen gün daha fazla alınan sosyoloji mesleğinin istihdamda hak ettiği statüden çok
17.06.2009
  “Yurdum siyaseti”ne karşı sosyolojik bilgi
  Yasin Aktay

Türkiye'de siyasi hayatın en önemli sorunlarından biri siyasetçilerin ülke şartlarından, toplum gerçeklerinden alabildiğine kopuk olmalarıdır. O yüzden siyasi ve toplumsal hayatta olup bitenleri gerçek verilerle anlamak yerine vehimlerle, ayakları yere basmayan tahayyüllerle, komplo teorileriyle açıklamak ülkenin “olağan siyaseti”, hatta “yurdum siyaseti” dir.

Yurdum siyaseti ülkede cereyan eden siyasal veya toplumsal etkinin veya rolün gerç
09.02.2009
  Sosyolojik bilginin itibarı ve sosyolog istihdamı
  Yasin Aktay

Türkiye'de sosyolojik bilginin yerinde kullanımının sayısız faydalarına somut olaylar ve örnekler üzerinden işaret edilebilir. Bu sayede ülkede devlet ile toplum arasındaki gerilimlerin azaldığı, yerine sağlıklı iletişim kanallarının devreye girdiği ve hem devlet çarkının daha etkili ve verimli çalışması hem de toplumsal sermayenin en verimli seviyelere yükseltilmesi yolunda önemli gelişmelerin kaydedilmiş olduğu söylenebilir.

Hatta buna mukabil, yakın geçmişimizde
09.02.2009
  Amerika'daki Yahudi Lobilerine Açık Mektup
  Yasin Aktay

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'in sivil katliamına dönüşen Gazze'ye yönelik insafsız saldırılarına yönelttiği eleştiriler üzerine, bu eleştirileri anti-semitizm olarak değerlendiren mektupları yazan ABD'deki Yahudi lobilerine!

Bir aya yakın bir süredir İsrail bombardımanı altında halı gibi dövülen Gazze'nin dünya medyasına yansıyan görüntülerinden haberdar olmadığınızı düşünemiyorum. 21 gün boyunca yağan bombalarla Gazze yerle bir oldu, 1300 kişi
03.02.2009
  Rahmet ayında merhamet katliamı
  YASİN AKTAY

Deniz Feneri hadisesi ile ilgili bir değerlendirme için muhtemelen en nesnel mesafede bulunanlardan biriyimdir.

Ne yöneticileriyle ne kurumun kendisiyle şimdiye kadar bir temasım veya tanışıklığım olmadı. Belki "yoksulluk üzerine" düzenledikleri bir sempozyuma yaptıkları daveti saymasak… Ona da başka bir programımın çakışması dolayısıyla katılamamıştım, ancak sempozyumu uzaktan ilgiyle izlemiş ve kendimce değerlendirmelerde bulunmuştum. Sosyal yardımlaşma faal
14.09.2008
  SİİRT MEDRESELERİ
  TÜRK EĞİTİMİNİN MODERNLEŞMESİ BAĞLAMINDA
SİİRT MEDRESELERİ


YASİN AKTAY
Prof. Dr. Selçuk Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü, Konya


Türkiye modernleşmesi uzun bir geçmişi olan uzun bir hikâyenin konusudur. Bu hikâye biraz da Türkiye’nin bir şeylere yetişme çabası olarak da nitelenebilir. Asırlarca dünya medeniyetinin liderliğini yürütmüş olan bir ülke olduğu halde, Batı’nın coğrafi keşifler ve sanayileşme hamleleriyle birlikte birçok bakımdan elde etti
01.05.2008
  83 yaşındakinin Türkiye'ye reva gördükleri
  Yasin Aktay

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hiçbir ayarıma tabi olmaksızın devletten iyi muamele görme hakkına sahiptirler. Hayır. Cümle yeterince vurgulu, hatta doğru olmadı. Daha doğrusu şudur: Devlet hiçbir vatandaşına, onurunu zedeleyici, haysiyetini kırıcı şekilde kötü muamelede bulunamaz. Bulunmamalı. Vatandaş yasalara göre suç sayılan fiilleri işlediğinde bile hak ettiğinden daha fazla cezaya, yasaların öngördüğünden fazla bir cezaya maruz kalmama hakkına sahiptir.

Büt
11.04.2008
  Darbe kültürü ve “e-muhtıra”
  Yasin Aktay/Yenişafak

Nokta dergisinde yayımlanan darbe günlüklerinin ortaya çıkardığı vahim bir gerçek vardı: Yasalarımızda bir Anayasa ihlali olduğu ve “başarılamadığı takdirde” en ağır şekilde cezalandırılması” öngörülen darbe suçu meğer komutanların gündelik fantezi konuları arasındaymış. Hatta bir tür şartlanmışlık duygusu içinde rutin görev alanlarından biri olarak görülüyor. Darbe yapmadan görevini tamamlamak içlerinde bir ukde bırakıyormuş gibi. Bunun adı darbe
26.05.2007
  Halkın egemenliğine “şirk koşmak”
  Yasin Aktay/Yenişafak

“Cumhurbaşkanını halkın seçmesi demek TBMM'ye yani halkın egemenliğine şirk koşulması demektir.” Böyle diyor Deniz Baykal 32. Gün'de Mehmet Ali Birand'la konuşmasında. Gerekçesini de şöyle açıklıyor: “Çünkü kayıtsız şartsız egemen olan halk bu egemenliği TBMM yoluyla kullanır. Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı “çok güçlü olacağı için” bu egemenliğe ortak olacak. Bu da egemenliğin kullanımında bir ikilik meydana getirir. Meclis
26.05.2007
Sayfalar : [1] [2]
 16 / 56 / 273.283  

AJANS56.COM