|
|
|
|
Çocukken futbol kurallari
|
Gön:Ümit Bitirik
1. Iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.
2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.
5. Uç korner bir penaltıydı.
6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafay
|
| 14.03.2009 |
 |
|
TÜRKLERİN MESLEK YORUMLARI
|
Gön:Ümit Bitirik
- Yahu sen insaat muhendisiydin di mi?
- Evet??
- Baksana bu bina yıkılır mı?
- Ne bileyim ben, bir sürü testi var bu işin. Öyle karpuza vurur gibi anlaşılmaz bu işler!!!
- Ne biçim mühendissin lan sen ???
- .......
*
- Bölüm ne?
- Makine mühendisliği
- Kaç tane kız var lan sizde ???
- ........
*
- Ne çikacan mezun olunca?
- Gemi inşaat mühendisi.
- Ha, kaptan felan mı olacaksınız yani ?
- Yok
|
| 20.11.2008 |
 |
|
Bırakıp Gittiğin Kadarız... (Talha Dereci)
|
Gelmenle gitmen bir oldu…
İkisi de ölümü andırıyordu
Gelişin ölüm kadar ani,
Gidişin ölüm kadar sessiz ve yaralayıcı…
Gitmenden sonra bir süre
Erhan Güleryüz çaldı bozuk teypte
“Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı…” diye.
İbrahim Sadri söyledi;
“Bırakıp gittiğin kadarız…” şiirini…
Ben sadece dinlemekle yetindim.
Bir de ağlamakla…
Gidişinde yaz yağmuru yağdı Ankara’ya
Oku
|
| 11.02.2007 |
 |
|
Depremin Psikolojik Etkileri İle Başa Çıkma Yolları
|
DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ
________________________________________
DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Büyük depremler, insanların başına aniden gelir ve herkesi sarsar. Bu türden bir deprem felaketine maruz kalan bazı kişilerde, fiziksel bir yaralanma olmasa bile, duygusal sorunlar ortaya çıkabilir. Doğal afetlere her insan çeşitli türden tepkiler gösterir. Bu tepkiler tamamen normaldir. Bunların neler olduğunu bilmenizin, olayın psikolojik etkilerinden daha
|
| 12.11.2006 |
 |
|
Ey Toprak, Andolsun ki!
|
M. Veysel Karataş
Sıcaklığım;
Bir isyanın uğultusunun
kanıma çelik gibi sürtünüp
durmasındandır
canım,
Ey toprak,
andolsun ki!
Şehrin üstüne serpiştirdiğin güllere
katran mavisi gökler inecek.
Saç,
sana bahşedilen ilahi gazabı saçaklarından
iyice savur,
sars beni,
dağılsın yeryüzünün kibri,
yüzümü sarmalayan efsane,
kalbimi düğümleyen
demir bukleleri
|
| 27.10.2006 |
 |
|
Sanat
|
Sanat mı? Olmayanı dilemek, yaratabilmek, en yüce duyguları ve hisleri somuta indirgemek… Sanat, dünyanın görünüşünü değiştirebilme yetisidir. Tasarlanmış ama gerçeklikte olmayan şeyi gerçeklik haline dönüştürebilmektir. Eksiklikten kurtulma çabasının, insanın ruhunda duyumsadığı yüceliğin çağrısıdır, sanat. Ve bir de dua edercesine dünyanın sınırlarını zorlamak…
Anlam dünyasının içinden haber getirmek, duyular dünyasının araçlarını kullanarak… Tıpkı ilahın elçiliğini
|
| 22.10.2006 |
 |
|
Bilgi Güç müdür?
|
Fidansı olabilmek heyecan vericidir. Ağaç gibi köklerini toprak altına ama heybetini fezaya salmak, zamana bağlı olarak bilgeliği gerektirir. Çünkü zamanı tahlil ve dolayısıyla süreci takip, tecrübeye sırtını dayamak suretiyle yaşamı doğru okumanın ön şartını yaratır. Ufuksu bir zihinsel genişliğin yakalanması, zor elde edilebilir bir niteliktir.
Dağlardan düzlüklere, düzlüklerden de dağlara ve tepelere bakmak çok farklıdır. Ovalardan bakış heybetin karşısında sinmişliği hatırlatır, ins
|
| 22.10.2006 |
 |
|
Yeniden...
|
Bir an yüreğimin en ücra dehlizlerinden, kalemimin kutsallığına hitap eden sözleri kulaklarımda, aklımın tüm sorularının yörüngesinden apayrı bir düzlemde ve çığlıkların karmaşasında yankılandı.
Ahretliğimi erteleyemedin, hesabı geleceğe bırakmadın, ey maceramın ağır yükünü çeken aklım.
Yürüyüşümde, öğrenişimde, okumamda, bakışımda, görüşümde, ağlayışımda, sevdamın gamlı yüceliğinde, anlamı damarlarından dışarı çıkarmama adına gerilen, tıpkı güneşçe patlamalarını içinde sessi
|
| 22.10.2006 |
 |
|
Pusula
|
Sabahı beklediğim ve aklımın pamuk yumağı gibi düşünce rüzgarlarında savrulduğu gecelerden birinde daha, kalemim ve kağıdım karşısında, dürüstçe, cesurca, yüreğimin parmaklarıma verdiği ilhamla yazıyorum.
Yıllarca, şakaklarım çatlarcasına, fikirler deryasında bulunan gemimim dümenini doğru yolda tutmanın çabasını verdim. Dümeni istenilen rotada tutmak, kolay bir iş değildi, elbette.
Benim aradığım bir şey vardı; dünde, bugünde. Ve güzel, bir o kadar da kıymetli olan bu şey bir
|
| 22.10.2006 |
 |
|
Gezinmeler
|
Baştan sona gezindiğim oluyor. İçten içe bir sızıya muhatap yüreğimle yaşamaya mahkum olduğum gerçeğiyle birlikte… İniltilerin sesi müziği, iniş ve çıkışları ise notaları hatırlatıyordu bana.
Neye, niye, nasıl, niçin içi içe geçiyor ve düşüncemi kelepçeliyor. Parmaklarımdan süzülen anlamlı sembolleri yazma kudreti aslında ta kalpten geliyor. Bir sarsıntıya muhatap olan ruhum çokça zorluğa göğüs germeye çabalıyor. Yırtınıyor, parçalanıyor. Sonraları uzaktan sıkıntının, zorluğun, be
|
| 22.10.2006 |
 |
| Sayfalar :
[1]
[2]
|
|